Şimdi, Özgür Özel ve çevresi bu uzlaşmama girişiminde bulunuyor. Mevcut şartlarda ortada bulunan mahkeme kararına karşı ne yapılabilir, bilmiyorum, hukukçuların işidir ama Özel ve arkadaşlarının yasayı kamuoyu nezdinde, kamu vicdanında mahkûm ettirmek istediği kesindir.
Böylelikle CHP hakkındaki mevcut hüküm norm itibarıyla (ki, hukukta norm daima biçimdir) geçerli olsa da meşruiyet bakımından geçersiz kılınmak isteniyor. Böylelikle toplum siyasallaştırılıyor.
Siyaset üretmek ile siyaset yapmak arasındaki farktan söz ediyorum. Siyaset kitleyle ve kinetik olarak yapılır. Siyaset üretmek ise meselenin kuramsal/ideolojik kısmıdır. Toplum vicdanı tarafından benimsenmemiş bir kararın politik uzantısı ne olacak sorusuna Özel ekibinin şimdi bir yanıt bulması gerekiyor.
Zaman tarafların güç sınamasıyla geçse de Özel ve ekibi, kısa sürede kamuoyu zemininde sağladıkları meşruiyeti mutlaka somut bir siyasal oluşuma dönüştürmek zorundadır. Eğer kamuoyunun kendilerine sağladığı olanağa rağmen, şimdi yaptıkları gibi, ‘koltuğu bırakmama’ çabası içinde kalırlarsa o meşruiyet çok hızlı şekilde buharlaşır ve Özel ekibi bu defa sonuçları bakımından çok ağır bir kayba sürüklenir.
Tarih boyunca elde edilen en önemli siyasal başarıları toplum vicdanının onayladığı bir kararı politik alanda somutlaştırabilenler kazanmıştır. Ecevit’in 1970’lerde İnönü’ye karşı, AKP kadrolarının 2000’lerin başında RP’deki iç iktidara karşı yürüttüğü siyasetin başarısı bu meşruiyet-kinetik siyaset ilişkisinde yatar.
Düşünmesi gerekenler düşünsün…