Ümit Akçay: 'İş bulduğuna şükret' anlayışı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

“İstihdam artıyor” demek tek başına olumlu bir gelişmeye işaret etmiyor. Hangi işlerin arttığı, bu işlerin ne kadar ücret sağladığı ve ne kadar güvenceli olduğu belirleyici. Bugünkü tablo, çalışan yoksulluğunun yaygınlaştığını gösteriyor. İnsanlar iş bulduklarında dahi geçinemiyorlar. Bir işte çalışmak, yoksulluktan çıkmanın güvencesi olmaktan giderek uzaklaşıyor.

Otoriter emek rejiminin en temel özelliklerinden biri de burada ortaya çıkıyor: İşsizlik tehdidi, düşük ücretli çalışmayı kabul ettiren bir disiplin mekanizmasına dönüşüyor. “İş bulduğuna şükret” anlayışı, hayat pahalılığı karşısında giderek daha fazla insanın çalışırken yoksullaştığı gerçeğini örtüyor.

Bu rejim bir anda oluşmadı. 1980 darbesiyle başlayan, 2001 krizi sonrasında kurumsallaşan ve AKP döneminde taşeronlaşma, özelleştirme, esnek çalışma biçimleri ve bireysel borçlanma yoluyla derinleşen bir süreçten söz ediyoruz. İşçi sınıfı sosyolojik olarak varlığını elbette sürdürüyor, ancak siyasal aktör olma kapasitesi büyük ölçüde zayıflatıldı.

Bugün hayat pahalılığı krizinin maliyetinin çalışanlara bu kadar kolay yüklenebilmesinin arkasında da, iktidarın birbiriyle taban tabana zıt ekonomi politikaları arasında bu kadar kolay geçiş yapmasının arkasında da bu tarihsel zayıflatma süreci var.

1 Mayıs’ın ardından önümüzde duran soru da burada düğümleniyor: Bu kadar geniş bir emekçi çoğunluk, kendi hayatını belirleyen ekonomi politikaları karşısında nasıl yeniden kolektif bir güç haline gelebilir?

Ümit Akçay’ın yazısı