Fide Lale Durak: Bizim memlekette madencilere gösterilen sanatsal ilgi oldukça sınırlı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bizim memlekette madencilere gösterilen sanatsal ilgi oldukça sınırlı. Çocukların dünyası zaten hesaba dahil değil. Kısacası, bu alanda üretim yapan sanatçı sayısı oldukça az. Aklıma ilk gelen isimler arasında Nedim Günsür ve İrfan Ertel var. 

İngiltere’nin kuzeyinde, madenciliğin yoğun olduğu Auckland bölgesinde, 1980’lerin sonunda madencilik faaliyetleri azalmaya başlayınca ve başka geçim kaynakları sınırlı olunca, bölgeyi yeniden canlandırmak amacıyla 2000’lerin başında bir proje hayata geçiriliyor.

Bu proje kapsamında dikkat çeken bir resim koleksiyonu da sergileniyor. Gillian Wales ve Robert McManners adlı iki kişinin, 1990’lardan itibaren Kuzey İngiltere’de kömür madencilerinin yaptığı sanat eserlerini toplamasıyla başlayan koleksiyon, bugün 400’den fazla eserin yer aldığı bir hacme ulaşmış durumda.

Bu koleksiyonun dikkat çekici yanı, eserlerin büyük çoğunluğunun profesyonel sanatçılara değil, bizzat madenlerde çalışmış işçilere ait olması.

Aslında bu bölgeden çıkıp sanatçı olabilmiş insanların yolu da çoğu zaman madenden geçmiş. Çünkü yoksul bir toplumda temel geçim kaynağı olan madencilik, özellikle genç erkeklerin hayatında neredeyse kaçınılmaz bir durak olmuş. 

İşçi sınıfı sanatı, kapitalist sistem içinde çoğu zaman ancak bir bölgenin turizm potansiyelini artıran, “kültürel değer” olarak pazarlanan projeler aracılığıyla görünür hale gelebilir. Yani madencinin emeği gibi, onun sanatı da çoğu zaman kendi gerçek bağlamından koparılarak dolaşıma sokulur.

Bu yüzden hem emeğin hem de sanatın gerçek değerini teslim etmek, yalnızca onları sergilemekle değil, onların ortaya çıktığı koşulları değiştirmekle mümkün olabilir.

Fide Lale Durak’ın yazısı