Sami Evren: İşçi sınıfının emek mücadelesi, dönüşen koşulları içerecek biçimde yeniden düşünülmeli

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bugün maden işçilerinin Ankara yürüyüşü bir kez daha gösterdi ki, emek mücadelesi yukarıdan değil aşağıdan kurulur. Sınıfın kaderini belirleyecek olan sendikal bürokrasi değil, direnen ve üreten işçilerin ortak iradesidir.

Böylesi bir küresel atmosferde, şirketler ile devlet arasındaki sınırların giderek silikleştiği, sermaye-devlet ilişkilerinin iç içe geçtiği bir yapı, Türkiye’de işçi sınıfının yeni bir militanlaşma sürecine yönelmesi gerektiğini işaret ediyor. Doruk Maden işçilerinin zaferle sonuçlanan Ankara eylemi ve farklı yerel direnişler de bu sürecin güncel ve somut ifadeleridir.

Dün fabrika bandı işçiyi hızlandırıyordu, bugün algoritmik sistemler benzer bir işlevi yerine getiriyor. Dün ustabaşı denetliyordu, bugün veri temelli izleme mekanizmaları devrede. Ancak artı değere el koyma ilişkisi kapitalist sistem açısından değişmiyor.

Bu nedenle işçi sınıfının emek mücadelesi, dönüşen koşulları da içerecek biçimde yeniden düşünülmelidir. Dün fabrika üretim süreçlerine karşı yürüyen işçi, bugün algoritmik sömürü biçimlerine karşı da mücadele alanlarında yer almak durumundadır. Çünkü emek mücadelesinin temel nedeni, üretim araçlarından bağımsız olarak varlığını sürdürmektedir.

Türkiye kapitalizmi, yeni rejimle birlikte güçlenen alt-emperyalist yönelimler ve İran Savaşı ekseninde şekillenen jeopolitik konjonktür nedeniyle, hem uluslararası hem de iç siyasal dengeler açısından yeni bir döneme giriyor. Bu durum, sınıfa ve toplumsal muhalefete yönelik daha kapsamlı müdahaleleri de beraberinde getiriyor.

Sami Evren’in yazısı