Okullara yönelik saldırılar ve “daha fazla güvenlik” söylemi bir araya gelince, kimi anne babalar çocuklarının başka çocuklardan korunması gerektiğini düşünmeye yöneliyorlar. Son günlerde medyaya yansıyan kimi örneklerde olduğu gibi. Psikologlar, psikolojik danışmanlar ve eğitimciler velilerin çok endişeli olduklarını ve bu nedenle aşırı, hatta çok aşırı isteklerde bulunduklarını söylüyorlar.
Bu isteklerin çoğunda sınıftaki bir öğrencinin sınıftan çıkarılması var. Daha aşırı olanlarda, bir öğrencinin okuldan bir süre uzak tutulması veya uzaklaştırılması, hatta tümüyle dışlanması isteniyor.
Okulun bir elek gibi işlemesi gerektiğini düşünenler için eleme listesi hiç bitmez. Okulun bir eleme aracı olduğu ve her zaman bazı çocukları elemesi gerektiği inancı, kapsayıcı eğitim anlayışının tam tersidir. Kapsayıcı eğitim, öğrencileri seçmek veya dışlamak değil, kucaklamak üzerine kuruludur.
Tüm öğrencilerin aynı öğrenme ortamında eşit biçimde yer almasını hedefler; açık veya örtük ayrımcılığı reddeder. Öğrencilerin farklılıklarını bir sorun veya engel değil, çeşitliliği ve okulu güçlendiren doğal ve olağan bir gerçeklik olarak alır. Okul bir demokratik toplum gibi işlemelidir.
Okullar, öğrencilerin kapatıldığı mekânlar olamaz. Okullar, çocuk ve gençlerin özgürleştikleri ve ufuklarının açıldığı demokratik kurumlar olmalıdır.