ABD Başkanı Donald Trump, fiyatı yükselen petrolün ABD/İsrail-İran savaşından sonra öncesinden daha ucuz olacağını öne sürdü.

ABD ve İsrail, 28 Şubat’ta İran’a geniş çaplı hava harekatı başlatmış, İran’ın İsrail’e ve ABD üslerine misillemesiyle savaş bölge ülkelerine yayılmıştı. Saldırıların ilk gününde İran’ı 37 yıldır yöneten Ayetullah Ali Hamaney ve çok sayıda İranlı üst düzey isim öldürülmüştü.
Savaş, beşinci gününde karşılıklı saldırılarla sürüyor.
İran Devrim Muhafızları 2 Şubat’ta petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ticareti için kritik önemdeki Hürmüz Boğazı’nı geçişlere kapattığını ve geçmeye çalışan gemilere saldıracaklarını duyurmuştu.
Savaş öncesi 70 dolar seviyesinde seviyesinde seyreden Brent petrol fiyatı, savaşın başlamasıyla 80 doların üzerine çıktı. An itibarıyla (08:50) 82,95 dolar.
Oval Ofis’te Almanya Başbakanı Friedrich Merz’le görüşmesinin ardından petrol fiyatındaki yükseliş sorulan Trump şöyle yanıt verdi: “Petrol fiyatları bir süre yüksek olsa bile bu durum sona erer ermez düşecek, hatta daha önce olduğundan daha düşük seviyelere ineceğine inanıyorum.”
Merz’se şunu dedi: “Elbette durum ekonomilerimize zarar veriyor. Bu petrol fiyatları için de geçerli, benzin fiyatları için de. Bu yüzden bu savaşın en kısa sürede sona ermesini umuyoruz.”
Hürmüz Boğazı neden önemli?
ABD Enerji Enformasyon İdaresi’ne (EIA) Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) geçen boru hatları günlük yaklaşık 3,5 milyon varillik alternatif kapasite sunuyor.
Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’nda uzun süreli bir kesintinin özellikle Asya rafineri marjları ve navlun fiyatları üzerinde sert dalgalanmalara yol açabileceğini değerlendiriyor.
Petrol rezervlerinin olası bir arz kesintisini karşılamada yetersiz kalabileceği görüşü hakim.
Öte yandan günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürününün taşındığı stratejik deniz geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’na ülkelerin bağımlılık oranları dikkat çekici.
Japonya’nın petrol ithalatının yaklaşık yüzde 72’sini, Güney Kore’yse yüzde 65’ini Hürmüz Boğazı üzerinden taşıyor.
Asya’nın büyük ekonomilerinden Çin ve Hindistan için Hürmüz Boğazı rotasına bağımlılık yaklaşık yüzde 50.
Avrupa genelindeyse ortalama bağımlılık yüzde 18 seviyesinde. ABD’nin Hürmüz geçişine bağımlılığı da yaklaşık yüzde 2 düzeyinde hesaplanıyor.
Basra Körfezi’nin ağzındaki dar su yolu Hürmüz Boğazı, Ortadoğu’daki petrol ve LNG’yi (sıvı doğalgaz) Umman Denizi ve Hint Okyanusu’yla dünya pazarlarına ulaştırıyor.
Boğaz, küresel petrol ticaretinin yaklaşık üçte birinin sağlandığı kritik bir deniz yolu. Bölgedeki petrol üreticilerinin günlük 17-20 milyon varil ham petrol ve kondensatı Hürmüz Boğazı’ndan küresel piyasalara gönderiliyor.
Hürmüz Boğazı’nın tam bir merkezi kontrol otoritesi bulunmuyor. Tankerler, İran ve Umman’ın karasularından geçiyor.

İran, ticari gemilere serbest geçiş hakkı tanıyan Birleşmiş Milletler (BM) anlaşmasını imzalamış olsa da henüz onaylamamıştı. Petrol ve doğalgazda yüzde 90’ın üzerinde dışa bağımlı olan Türkiye de enerji fiyatlardaki yükselişten etkilenecek ülkelerin başında geliyor.
Petrol ticaretindeki uzun süreli aksamanın İran ekonomisini de olumsuz etkilemesi bekleniyor.