Bülent Usta: Çoktan çökmüş bir şeyin, hâlâ çökecekmiş gibi yaşanması…

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Béla Tarr’ın ölüm haberini duyduğumda aklıma, 2025 Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan László Krasznahorkai ve ‘Şeytan Tangosu’ adlı romanı geldi. Béla Tarr, daha roman yazılırken romanı okumuş ve film yapma hayali kurmuştu. László ile iyi arkadaşlardı ve birlikte başka filmler de yaptılar. Bela Tarr, romanı aynı adla 7 saat 19 dakikalık bir filme uyarlamıştı.

Béla Tarr felaketi anlatmaz; felaketten sonraki zamana bakar. Bir tür çöküş sonrası zamana… Psikanalizde de benzer bir durumdan söz edilir: Çoktan çökmüş bir şeyin, hâlâ çökecekmiş gibi yaşanması. Bir şeyin gerçekten çökmüş olduğunun idrak edilmesi, onu yaşamış olmakla değil, deneyime dönüştürebilmekle mümkündür. Tarr’ın filmleri, artık bildiğimiz dünyanın olmadığı bir düzende, varmış gibi olmayan bir şeyi tutmaya çalışırken yaşanan o sıkışmayı anlatır.

Biz de böyle yaşamıyor muyuz? Kurumların ve kuralların hâlâ var göründüğü ama artık eskisi gibi işlemediği bir ara düzende…

Béla Tarr bir söyleşisinde bunu çok sert bir dille ifade etmişti: “Dünyanın değişmeye ihtiyacı var, bunu hepimiz biliyoruz. Eğer torununuzun ya da torununuzun torununun sinemaya gidebilmesini, hatta yiyecek bir şeyler bulabilmesini istiyorsanız değişim şart. Çünkü işler böyle devam ederse su da, yiyecek de kalmayacak. Bu artık küresel bir bok.”

Bülent Usta’nın yazısı