ABD Başkanı Donald Trump, boyun eğmeyen herkese ve her anayasal kuruma düşmanca davranıyor, saldırıyor. Yargıyla kavgası malum, bir de ABD Merkez Bankası Fed’le kavgası var.
Mesele, dünya için de önemli çünkü sadece piyasaların nasıl etkileneceği meselesinden ibaret değil… Daha önemlisi, otoriter-popülist siyasi iktidarlar karşısında, hukukun koruması altında olan bağımsız kurumların ne kadar direnebileceği meselesidir. “Hukuk devleti”nin otoriterizme ne kadar direnebileceği meselesidir.
Sorun, kuvvetler ayrılığı fikrinin ilk devleti olan Amerika’da, ‘yürütme’ gücüne sahip olan ve kısmen de olsa yargıyı kullanan Trump gibi birinin kurumlara boyun eğdirip eğdiremeyeceğidir.
Trump dış politikada dünyayı tehlikeli belirsizliklere iterken içeride kurumları yıpratıyor. Kurumlar anayasal ve kanuni yetkilerinde hâlâ direniyor. Fakat Fed Başkanı Jerome Powell’ın yerine kim atanacak?.. Trump, atamalarla kurumların kadrolarını büyük çapta değiştirip bağımsızlıklarını kağıt üzerinde bırakmak isteyecektir fakat önünde sadece üç yıl var; tekrar aday olamaz.
Ayrıca seçmen de durumu fark etmeye başlıyor; “Tekrar büyük Amerika” derken Amerika’yı Amerika yapan kurumlar yıpranıyor. DWM’in son araştırmasına göre halkın yüzde 68’i Fed’in bağımsız olmasını savunuyor. Bu oran Demokratlarda % 90, bağımsızlarda yüzde 75, Trump’ın seçmeninde yüzde 42.