Maduro, uyuşturucu ticareti suçundan yargılanacak. Uyuşturucu ticaretinin devlet başkanının görevleri arasında olduğu söylenemez. Ancak hem ABD’nin Roma Statüsü’ne taraf olmaması, hem de uyuşturucu kaçakçılığının tek başına mahkemenin konu bakımından yetkisine girmemesi de dikkate alınmalı.
Trump, birkaç vesileyle ABD’nin bundan böyle Venezuela’yı yöneteceğini ifade etti. Bundan ne anlaşılması gerektiği pek açık değil. Örneğin, ABD askeri gönderip Venezuela’yı işgal mi edecek? Bu soruya Trump “Hayır” dedi. Sonra ekledi. Şimdi başkanlığa seçilen eski başkan yardımcısı “Delcy Rodrigues istediklerimizi yaparsa, asker göndermemize gerek kalmaz.”
Peki ya Rodriguez, Trump’ın istediklerini yapmazsa? O zaman asker mi gönderecek? Bu sorunun yanıtı pek belli değil. Ancak belli olan bir konu var. Operasyonun amacı Venezuela’nın petrol kaynaklarına el koymak.
ABD’nin Venezuela’yı ‘yöneteceği’ sözünün anlamı ne olursa olsun, hukuksal temelden yoksun. Trump’ın kendisini Venezuela’nın ‘geçici başkanı’ ilan etmesi ise hukuksal ciddiyetten uzak.
ABD Venezuela’ya petrol tankerlerinin gelmesini yasaklayan ablukayı tek yanlı olarak ilan etti. Bir devlete karşı abluka ilanı B.M. Şartı’nın 2/4 maddesindeki kuvvet kullanmaya girer. Bu nedenle abluka 2/4 maddesindeki kuvvet kullanma yasağının ihlalidir.
BM genel sekreterinin de vurguladığı gibi, Maduro olayında ABD’nin uluslararası hukuku yok sayan eylemleri son derece tehlikeli bir emsal yaratmakta. O nedenle uluslararası toplumun, uluslararası hukuku ihlal eden eylemleri saptaması ve bunları kınaması büyük bir önem taşıyor. Ancak uluslararası toplumun etkili bir tepkisiyle, uluslararası ilişkilere hukukun yerine gücün egemen olması önlenebilir.