Kamil Tekin Sürek: Emperyalistler tarafından 'kurtarılan' halkların durumunu İran halkı da çok iyi bilir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Trump’ın sık sık İran’a müdahale edebilecekleri açıklamaları ya da birkaç bombalama eylemi İran halkının mücadelesine ket vuracaktır. Emperyalistler tarafından ‘kurtarılan’ halkların durumunu bütün halklar gibi İran halkı da çok iyi bilir. En azından Musaddık’ın ABD ve İngiltere desteği ile devrilmesinden sonra olanları unutmamışlardır.

Ayaklanmanın bu aşamasına kadar gözle görünen bir önderlik iddiasında örgüt ya da lider yok. Devrik şahın oğlu Rıza Pehlevi kendini çoktan yeni şah ilan etti ve sık sık açıklamalar yapmaya başladı. Pehlevi emperyalist devletler tarafından destekleniyor ama ayaklanmaya önderlik ettiği ve halkın büyük çoğunluğunun onun sözlerine değer verdiği söylenemez. Halkın Mücahitleri Örgütü ise son yıllarda dış destekçilerinin onları terk etmesi neticesinde gücünü çok kaybetti ve ayaklanmaya önderlik kabiliyeti yok.

Sol ve devrimci parti ve örgütler İran içinde çok zayıf. Molla rejimi iktidarlarının ilk yıllarında sosyalist, solcu, ilerici kim varsa zindanlara doldurdu. İşkencelerle, idamlarla örgütlenmelerini dağıttı. Sol örgütlerin çoğu yurt dışındaki örgütleri ile İran halkına internet üzerinden ulaşarak örgütlenme ve taraftar kazanmaya çalışıyor. Örneğin bugüne kadar İran Emek Partisi (Tufan) ve İran Komünist Partisi (TUDEH) in ayaklanma ile ilgili bir açıklaması duyulmadı.

Önceki yıllardaki yaygın gösterilerde petrol işçileri, şeker işçileri, taşıma işçileri gibi işçi kesimleri etkili oldu. Kürdistan Bölgesi’ndeki Komala Örgütü de bu bölgedeki işçiler içinde güçlü bir örgüttü, ama liderleri rejim tarafından öldürüldü, bölünmeler yaşadı ve eski gücünü kaybetti.

İran rejimi içindeki ‘reformist’ kesimden de şu ana kadar fazla bir ses çıkmadı. “Halkın taleplerini dinleyelim, haklılık payı var söylenenlerde” diyenler var, ama somut çözüm ya da değişiklik önerileri sunan yok henüz.

Kamil Tekin Sürek’in yazısı