Türkiye açısından 2025 yılının belirsizliklerin yoğunlaştığı bir dönem olmasının nedeni, otoriter konsolidasyon sürecinin temel dinamiklerinde yaşanan gelişmelerdir.
CHP üzerindeki baskıların artması, Kürt sorununun silahtan arındırılmasına yönelik bir sürecin başlatılması, Suriye’deki gelişmeler ve hukukun araçsallaştırılması gibi uygulamaların dozunun artması, 2025’i iktidar bloku açısından yoğun bir yıl yaptı.
Bunun karşısında siyasal alanda bu belirsizlikleri aşacak emek merkezli bir demokratikleşme programı etrafında birleşen geniş bir muhalefet blokunun eksikliği, mevcut sıkışmayı kalıcı hale getiriyor.
Toparlamak gerekirse, 2025’ten 2026’ya kalan, teknolojik dönüşümün emek süreçlerini parçalayarak ilerlemesi, jeopolitik gerilimlerin giderek artması, ekonomik belirsizliklerin maliyetinin emek üzerine yıkılması ve siyasal temsil krizi derinleşmesidir.