Geçen hafta Şam, SDG’ye 13 maddelik yeni bir yol haritasını sundu. Plan; Kuzeydoğu Suriye’de fiili durumun korunmasını, SDG’nin ordu içinde üç ayrı tümen halinde yapılandırılmasını ve güvenlik kurumlarında üst düzey görevler verilmesini öngörüyor.
SDG, Suriye ordusunun kuzeydoğudaki varlığını sınırlamakta ısrar ediyor ve sadece kendi üç tümeninin Fırat’ın doğusunda konuşlandırılmasını talep ediyor. Şam ise ordunun diğer tümenlerinin de kuzeydoğu Suriye’ye girmesini istiyor.
Burada Türkiye de devreye giriyor. SDG’yi PKK’nin Suriye kolu olarak görüyor ve silah bırakmasını orduya da tek tek entegre olmasını istiyor. SDG bu talebe tepkili.
Fidan, Şam’daki konuşmasında, “SDG’nin entegrasyon görüşmelerinde çok fazla ilerleme kaydetmeye niyeti olmadığını görüyoruz” diyerek bu konudaki ‘rahatsızlıklarını’ dile getirdi.
Özetle Suriye, ABD’nin yeni Ortadoğu düzeninden bağımsız ele alınamaz. Trump’ın yeni Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nde Ortadoğu’nun vekil güçlere bırakılması öngörülürken Suriye dahil tüm aktörlerin tam bir ‘uyum’u talep ediliyor. SDG-Şam, SDG-Türkiye, Türkiye-İsrail krizleri nüksedecek olsa da, bu güçlerin ABD emperyalizmi ile kurduğu bağlar, patronun da kim olduğunu gösteriyor.