Türkiye HIV enfeksiyonu yeni olgu sayısının artmaya devam ettiği nadir birkaç ülke arasında yer alıyor. HIV’le yaşayanların sadece yüzde 40-50’sine tanı koyulabiliyor. Çünkü kişiler test yaptırmaktan kaçınıyor.

Ülkede HIV’le ilgili gönüllü test yapan merkez sayısı yakın zamanda altıdan 13’e çıktı.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi ve Ege Üniversitesi HIV AIDS Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Deniz Gökengin bunun çok önemli bir gelişme olduğunu ancak büyük şehirlerin tamamında en az birkaç, her şehirdeyse en az bir merkez bulunması gerektiğini söyledi.
Antiretroviral tedaviye erişimin giderek artması sayesinde 2010’dan bu yana yeni HIV enfeksiyonu tanısı alanlar yüzde 40 ve AIDS nedeniyle hayatını kaybedenler yüzde 54 azaldı.
Ancak bu gelişme Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı’nın (UNAIDS) 2030 hedeflerine (HIV ile yaşayanların yüzde 95’inin tanı alması, tanı alanların yüzde 95’ine tedavi başlanması ve tedavi başlananların yüzde 95’inde virüsün tam baskılanması) ulaşmak için yeterli değil.
Türkiye’deyse 2010’dan itibaren HIV’le yaşayanların sayısındaki artış hızlandı. Yıllık yeni olgu sayısı 6 binin, toplam olgu sayısı da 45 binin üzerine çıktı. Ancak enfekte olanların yaklaşık yarısı bundan habersiz.
Avrupa Klinik AIDS Derneği’nin (EACS) yönetim kurulu üyesi de olan Gökengin bulaşmayı önleyecek en önemli adımın halihazırda HIV ile enfekte olup bunu bilmeyenlerin bir an önce tanı alıp tedaviye başlaması olduğunu vurguladı.
Gönüllü danışmanlık ve test merkezlerinin sayısı artmalı
Ülkemizde HIV ile yaşayan kişilerin izlemini üstlenen, yurt çapında dağılmış çok sayıda uzmanlaşmış klinik ve hekim var.HIV tanısı alanların yüzde 95’ine tedavi başlanması ve tedavi başlananların yüzde 95’inde virüsün baskılanması konularında çok başarılıyız.Dünyada kullanılan güçlü ilaçların çoğu mevcut ve hepsi geri ödeme kapsamında. Ancak tanı kısmında dünya ortalamasının çok altındayız.

Bu konuda çalışmamız ve hızla eyleme geçmemiz gerektiğini belirten Gökengin şunları söyledi: “Gönüllü danışmanlık ve test merkezleri sayısının artırılması bu açıdan son derece önemli.
Ayrıca Sağlık Bakanlığı, yakın zamanda HIV ile yaşayanlarda sık görülen ve görüldüğünde o kişiye mutlaka HIV testi yapılmasını gerektiren hastalıkların listesini ve bunların tanısını alanlarda HIV testi yapılması gerektiğini bir genelgeyle tüm hastanelere duyurdu.
Bu uzun yıllardır beklediğimiz önemli bir adımdı. HIV testleriyle ilgili damgalama ve ayrımcılığı azaltan ve tüm dünyada yaygın olarak kullanılan ‘kendin yap’ testler ve ‘evde yap’ testler ülkemizde mevcut değil.
Ayrıca, ‘kilit toplum’ olarak tanımladığımız ve HIV edinme riski yüksek olan toplumların gereksinimlerine göre geliştirilmiş test stratejilerine ihtiyacımız var. Bunun yanı sıra, toplumun, genç yaşlardan başlayarak bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi de son derece önemli.”
İsim, kimlik bilgisi vermeden, ücretsiz test mümkün
Gönüllü danışmanlık ve tanı testleri merkezlerinde anonim olarak (isim ve kimlik bilgisi vermeden) ve ücretsiz HIV testi yaptırılabiliyor. Her merkezin çalışma saatleri farklı. Bazıları mesai dışında da çalışıyor. Bu da çalışma saatlerinin uygun olmaması nedeniyle mesai saatleri içinde gelemeyen ya da gelmeye çekinenler için önemli bir olanak.
Merkezlerde eğitimli sağlık çalışanları görev yapıyor. Başvuru sahipleri damgalanmadan, ayrımcılığa ve kötü muameleye maruz kalmadan test yaptırabiliyor ve sonuçlarını kısa sürede alabiliyorlar. Merkezlerde ayrıca danışmanlık hizmeti de veriliyor.
Gönüllü danışmanlık ve test merkezleri, Sağlık Bakanlığı ile bu hizmeti vermeye gönüllü belediyeler arasındaki işbirliğiyle yürütülüyor.

Gönüllü danışmanlık ve test merkezleri İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi, Diyarbakır Dicle Üniversitesi, İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile İstanbul’da Şişli, Beşiktaş ve Avcılar, Ankara’da Çankaya, İzmir’de Konak, İzmir Büyükşehir, Bursa’da Nilüfer, Mersin Büyükşehir, Eskişehir’de Tepebaşı ve Adana’da Seyhan belediyelerinde bulunuyor.
HIV hala belli grupların hastalığı sanılıyor
Korunmasız cinsel ilişkiye giren, çok eşli olan, kendileri çok eşli olmasa da eşlerinin/partnerlerinin çok eşli olduğundan kuşkulanan ve damar içi madde kullanan kişiler riski en yüksek olanlar. Bunların mutlaka test yaptırması ve riskli davranışları devam ettiği müddetçe, davranışın sıklığına göre yılda 1-3 kez tekrarlamaları öneriliyor.
Yenidoğan bebekte HIV enfeksiyonu çok ağır seyirli olduğu ve ciddi sonuçlara yol açabileceği için, gebe kadınların da biri erken gebelikte, diğeri de doğuma yakın dönemde test yaptırmaları önem taşıyor.
Test yaptıranların sayısı düşük. Profesöre göre bunun birkaç nedeni var: “Öncelikle toplumumuzda HIV algısı zayıf. Yani aslında HIV edinme riski taşıyanların büyük çoğunluğu kendilerini risk altında görmüyorlar. Çünkü HIV hala toplumda belirli grupların hastalığı olarak biliniyor.
Oysa riskli davranışta bulunan herkes risk altında. Öte yandan, hekimlerimiz olguları erken tanımlamakta yetersiz. Aynı algı onlarda da var. Örneğin evli kişilerde, yaşça nispeten büyük olanlarda, kadınlarda HIV enfeksiyonu olabileceği çoğu kez akla gelmiyor.
Ayrıca gördükleri hastalarda risk sorgulaması yapmaktan da yanlış anlaşılabileceği düşüncesiyle çoğu kez çekiniyorlar.
Bunun yanı sıra, HIV ile enfekte olduğunu düşünenler bir yandan resmi kayıtlara HIV testinin girmesinden diğer yandan damgalanma ve ayrımcılığa maruz kalacaklarından çekindiklerinden teste gitmeyi tercih etmiyorlar.”
‘Geç evrede gelen çok’
Resmi verilere göre heteroseksüel ilişki temel bulaşma yolu. Yeni tanı alan olgularınsa neredeyse yüzde 60’ında bulaşma yolu bilinmiyor. Gökengin ve meslektaşlarının klinik gözlemleri farklı: “Bizim hasta gruplarımızda, heteroseksüel bulaşma hala en sık bulaşma yolu olmakla birlikte, erkek erkeğe seksin bulaşmada giderek daha yüksek oranlara çıktığını ve neredeyse yüzde 30-40’lara ulaştığını, buna karşılık bulaşma yolu bilinmeyenlerin yüzde 10’lar civarında olduğunu görüyoruz.
Ayrıca olgularımızın önemli bir bölümü hastalığın geç evresinde, çoğunlukla belirtiler ortaya çıktıktan sonra, bu belirtilerin ayırıcı tanısı sırasında tanı alıyor.”
HIV pozitif için uygulanan ilaç tedavilerinde virüs sayısı kanda saptanamayacak kadar düşebiliyor. Bu önemli gelişme önlem almada bir rehavet getirmiş olabilir mi? Gökengin bu soruya şöyle karşılık verdi: “İlaçlarını düzenli kullanan ve kanındaki virüs ölçümü saptanamaz düzeye ulaşmış olanlar cinsel ilişkiyle virüsü bulaştırmıyorlar.
Bu da kişilerin rahatlamasına ve kondomsuz ilişkiye yönelmesine neden olabiliyor.
Ancak kendileri virüsü bulaştırmasa da ilişkiye girdiği kişiden başka bir cinsel yolla bulaşan enfeksiyon edinebiliyorlar.”
‘Temas öncesi ilaçları SGK’nın karşılaması toplum yararına’
Kondom doğru kullanıldığında yüzde 100 korunma sağlıyor, üstelik cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan da koruyor. Özellikle gençler çeşitli nedenlerle kondomu kullanmaktan hoşlanmıyorlar.
HIV enfeksiyonunun bulaşmasını önleme yöntemleri arasında temas öncesi korunmada da yer alıyor. Temas öncesi korunmaysa, HIV’le enfekte olmamak için ilaç kullanmak anlamına geliyor.
Yani önceden kanda bulunan ilaç, vücuda yeni giren virüsü etkisiz hale getiriyor. Bu iki şekilde kullanılabiliyor. Biri sık ilişkiye girenlerin her gün kullanması. Diğeri de daha nadir ilişkiye girenlerin cinsel eylemden önce ve sonra tedaviyi alması.
İlaç Türkiye’de 2021’de ruhsat aldı. Ancak SGK ilacın bedelini karşılamıyor. Yaklaşık geri ödeme kapsamında değil. yılında lisans aldı. Ancak geri ödeme kapsamında değil. Günlük kullanım için bir aylık dozu yaklaşık 5 bin lira. Fiyat yüksek olduğu için de Türkiye’de halihazırda kullananların sayısı çok az.
Koruyucu tedavi esasında birey açısından önemli olduğunu belirten Gökengin “Ancak koruyucu tedaviyle HIV’le yaşayan kişi sayısı da azalacağından dolaylı olarak toplum sağlığı açısından da faydası var.
Ülkemizde yeni tanıların sayısı artsa da halen salgın toplumda yaygın düzeyde değil. Eksikler hızla kapatıldığı takdirde HIV epidemisini önlememiz hala mümkün.
Sağlık otoritesinin yakın zamanda attığı olumlu adımlar, HIV enfeksiyonunu önlemede kararlı bir yaklaşım sergileneceği konusunda umut vaat ediyor.”