MESUDE DEMİR
@mesudedemirr
Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) küresel M-çiçeği (Mpox-maymun çiçeği) raporunda Türkiye’de bir ayda görülen artışa ve 7 Ağustos’ta tanı konulan bir olguya vurgu yapıldı.
Rapora göre Türkiye’de sadece temmuzda 30’a yakın M-çiçeği vakası kaydedildi.

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) de sosyal medyasında rapordan bir grafik yayınladı:

Rapordaki bulgulara göre 2025’e girildiğinde Türkiye’de toplam 20 vaka var. Şubat ve martta vaka bildirimi yok. Nisanda beş vaka görüldü. Mayıs ve haziranda yine vaka yokken temmuzda 30’a yakın vakaya ulaşıldı. Yaz aylarındaki seyahatlerin bunda payının olabileceği belirtiliyor.
DSÖ raporunda Türkiye’de 7 Ağustos 2025’te tespit edilen bir vakanın, M-çiçeğinin ‘clade 1b’ tipi olduğunu bildirdi.
Bu erkek hastanın Birleşik Arap Emirlikleri’ne seyahat geçmişi var. ‘Clade 1b’ 2023’de Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğu kesiminde büyük bir salgına yol açmıştı. Halen birçok ülkede insandan insana bulaşmaya devam ediyor.
Orta ve Batı Afrika’da iki farklı genetik alt tipin hastalık yaptığı biliniyor. Batı Afrika alt tipi (clade 2), Orta Afrika (Kongo Havzası) alt tipine (clade 1) oranla daha hafif seyirli hastalık yapıyor. 2022’de dünya genelinde büyük bir salgına yol açan, alt tip 2’ydi. 2024’de sayısı hızla artan olgulardaysa alt tip 1b saptandı. Afrika’da 1, 1b ve 2b alt tipleriyle yayılım devam ediyor.
M-çiçeği Türkiye’de de bildirimi zorunlu bir hastalıklar arasında yer alıyor.
Öte yandan Britanya Ulusal Sağlık Servisi (NHS), Türkiye’ye seyahat edecek vatandaşlarını dikkatli olması için uyardı.
‘Buzdağının görünen yüzü’
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Esin Şenol, vakalardaki artışın dikkat çekici olduğunu söyledi.
Şenol bunun sadece buzdağının görünen yüzü olduğunu belirterek “Türkiye’ye uğramayacak inkârcılığı içinde olunmasına rağmen bu kadar vaka sayısına ulaştığımız anlaşılıyor” dedi.
DSÖ’nün M-çiçeği salgınını uluslararası öneme sahip bir halk sağlığı acil durumu olarak ilan ettiğini hatırlatan Şenol şunları söyledi:
“Zaten DSÖ M-çiçeğinin küresel bir tehdit olduğu ilan etmişti.
İnsandan insana bulaştığı halde, Türkiye’de aktif ya da pasif hiçbir tarama yapılmıyor.
En önemlisi de aktif tarama. Bu belirti ve bulguları olanlarda hızlıca tanıya ulaşmak demek.
Havaalanlarında farkındalığı olan bir sistem kurmak, ‘Bize belirti ve bulgularınızı bildirin’ demek lazım.”
‘Saha yeterince hazır değil’
Şenol sahanın (sağlık merkezleri, çalışanları vs.) da bu enfeksiyona karşı hazırlanmadığını anlattı:
“M-çiçeği başka hastalıkların belirtileriyle karışabiliyor. Ayırt edebilmek için sahanın bilgilendirilmesi ve ayırıcı tanıya erişim önemli.
Klinikte şüpheli bir vakamız vardı. Testin sonucu Sağlık Bakanlığından bir haftada gelebildi. Üstelik de bilgi de saklanıyor.”
Afrika’da ciddi bir M-çiçeği salgını olduğunu vurgulayan Şenol, “Türkiye’de, Afrika’daki Clade 1b’nin yayılım trafiği üzerinde. Afrikayla çok yakın bağlarımız var. Gelen, giden, ticaret vs. Bakanlığı bu konuda sorumluluk almaya davet ediyorum” dedi.
Türkiye’de ilk kez 2022’de tespit edilmişti.
Cilt temasıyla geçebilir
Maymun çiçeği hastalığı, ilk olarak maymunlarda 1958’de saptanmış ve cilt bulguları çiçek hastalığına benzediğinden ‘maymun çiçeği’ olarak adlandırıldı. İnsanlarda ilk olgu 1970’de görüldü.
DSÖ, 2022’de hastalığın küresel yayılımı sırasında, toplumdaki damgalanmayı ve ayrımcılığı azaltmak için yeni bir isimlendirme yaptı: ‘Mpox’
Türkçeye ‘M-çiçeği’ diye girdi. Bu virüs, çiçek virüsüne akraba bir DNA virüsü. Çiçek hastalığına benzeyen ancak daha hafif seyirli bir enfeksiyona neden oluyor.
Adında ‘maymun’ geçse de maymunlardan daha çok sincap, sıçan, fare gibi kemirgenlerde bulunan ve onlardan insana geçen bir hastalık. Günümüzdeki görülen salgınlardaki bulaşma yolu insandan insana.
Enfekte bir kişiyle doğrudan cilt teması yoluyla yayılabilir. Özellikle enfekte kişinin deri lezyonları, ciltteki yaralar veya kabuklarla temas riskli. Ayrıca enfekte bir kişinin vücut sıvılarıyla temas yoluyla da bulaşabilir.
Uzun süreli yüz yüze temas esnasında, enfekte bir kişinin solunum salgıları (örneğin öksürük veya hapşırık yoluyla yayılan damlacıklar) yoluyla da bulaşma riski var. Ancak, bu yol genellikle daha uzun süreli ve yakın temas gerektiriyor.
Enfekte kişinin dokunduğu veya vücut sıvılarının bulaştığı yüzeylere temas yoluyla da bulaşabilir. Bu tür yüzeylerle temas ettikten sonra ellerin yıkanmadan yüze, ağıza, buruna veya göze temas ettirilmesi virüsün bulaşmasına neden olabilir.
Yine enfekte bir anneden doğum sırasında bebeğe geçebilir. Ayrıca, hamilelik sırasında plasenta yoluyla da bebeğe bulaşma riski var.
Cinsel temas sırasında da bulaşabilir. Cinsel ilişki esnasında vücut sıvılarının ve cilt lezyonlarının teması, virüsün bulaşma riskini artırır.
Belirtiler temastan ortalama bir-iki hafta sonra başlıyor
Hastalık ateş, baş ağrısı, yorgunluk, yaygın vücut ağrıları, lenf bezlerinde şişlik ve cilt lezyonlarına (döküntülere) neden olur.
Yakınmalar, virüsle temas ettikten sonra ortalama 1-2 hafta (5-21 gün) sonra ortaya çıkar. Hastalığın ilk beş gününde ateş, şiddetli baş ağrısı, lenf bezlerinde şişme, sırt ağrısı ve aşırı halsizlik görülür. Bu belirti ve bulguların çoğu birçok hastalıkta görülebilir ancak lenf bezi şişliğinin olması özellikle çiçek, su çiçeği ve kızamıktan ayırmada önemli.
Ciltteki döküntüler, ateş başladıktan sonra 1-3 gün içinde ortaya çıkar, gövdeden çok yüzde, kollarda ve bacaklarda görülür. Avuç içi ve ayak tabaklarında, ağız içinde, genital bölgede ve gözlerde lezyon saptanabilir.
Ancak bazı hastalarda yaygın döküntü olmayabilir. Bazılarında da çok az sayıda hatta tek bir tane olabilir.
Bir ay içinde riskli bölgelere seyahat yapılmış mı?
Hastalığın tanınabilmesi için öncelikle akla gelmesi önemli. Hastalık belirtileri gösteren kişilerin son bir ay içinde riskli bölgelere seyahat edip etmedikleri ya da benzer belirtileri olan birileri ile yakın temasları olup olmadığı sorgulanmalı.
Yaygın kullanılan bir ilacı yok. Şimdiye kadar görülen olgular, sidofovir, brinsidofovir, tekovirimat (ST-246) isimli antiviral ilaçlar ve çiçek immünoglobulini uygulanarak kontrol altına alındı.