Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Erdoğan çıktı ve o “Tarihi” konuşmasını yaptı.
“Kapsayıcı” ve “Kucaklayıcı” bir tonda konuşmuş olsa da bildik ezberleri tekrarladı.
Kanaatimce ilk defa duyduğumuz iki detay verdi.
Birincisi, kapsama alanının Türkler, Kürtler ve Araplar olduğunu ortaya koydu. Yani bir çeşit “ümmet” tarif etti.
İkincisi “AK Parti, MHP ve DEM Parti el ele yürüyeceğiz” diyerek yeni müttefiklerini resmi olarak ilan etti. DEM Parti’yi Cumhur İttifakı’nın bir parçası gibi gösterdi.
Erdoğan’ın konuşması bu iki unsur dışında hiçbir yenilik içermiyordu.
Zira Erdoğan da birçok siyasetçinin birçok konuda yaptığı gibi geride bıraktığı 23 yılda Kürt sorunu konusunda defalarca benzer konuşmalar yaptı. Hatta zaman zaman birbirine 180 derece zıt görüşleri savunduğu konuşmaları oldu.
Erdoğan’ın 12 Temmuz konuşması bir ilk değildi.
Örneğin 12 Ağustos 2005 günü Diyarbakır’da yaptığı konuşmada “Kürt sorunu hepimizin sorunudur” diyerek çıtayı çok yükseğe koymuştu ve bu sorunun devletin yanlış politikalarından dolayı ortaya çıktığını bütün detaylarıyla anlatmıştı. Erdoğan, sorunun çözümü için de demokratikleşme ve daha fazla özgürlük vaat etmişti.