
MURAT SEVİNÇ
Yalnızca üç örnek:
1- Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşları tutuklu yargılanıyor. Yıllar öncesinde tutuklanan HDP’li siyasetçiler gibi. İmamoğlu’nun 30 küsur yıl önce aldığı diploması iptal edildi. Yolsuzluk iddiaları söz konusu. İktidar belediyelerine ilişkin muhtelif iddialar görmezden gelinmiş, soruşturulmamışken. Osman Kavala ve diğer Gezi hükümlülerinin yargılanma süreci ve kararların niteliği ise malum. Kavala bugün itibariyle 2785 gündür cezaevinde, AİHM kararları orada öylece durmasına karşın. Gözaltına alınanlar alındıkları andan itibaren üst düzeyde ithamlarla karşılaşıyor ve ‘ilk günden suçlu’ ilan ediliyor. Rahatsızlığı olduğu bilinen bir tutuklu dahil sekiz kişinin İzmir’e nakledilmesi gündemdeymiş. Ailesi Diyarbakır’da olan Demirtaş bunca yıldır Edirne cezaevinde. Vesaire…
Oysa ‘yürürlükteki’ anayasaya göre;
“Türkiye Cumhuriyeti… insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” (md.2)
“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” (md.10)
“Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde (…) kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” (md.10)
“Savaş, seferberlik (…) veya olağanüstü hallerde (dahi)… suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.” (md.15)
“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir… Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” (md.17)
“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.” (md.17)
“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” (md.38)
“Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” (md.90)
2- TİP Milletvekili seçilen Can Atalay hâlâ cezaevinde. Seçilmesine rağmen ‘tutuklu’ yargılanmaya devam etti. AYM ihlal kararı verdi. Yargıtay’ın ilgili dairesi AYM kararına uymadı. AYM bir karar daha verdi. Bu karara da uyulmadı. Sonunda AYM kararı TBMM’de okundu. Sivil anayasa taraftarı ileri demokratlar, kararın okunmasını kınadı. AYM kararı bütünüyle yok sayıldı. Can cezaevinde.
Oysa ‘yürürlükteki’ anayasaya göre;
“Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.” (md.11)
“Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün Milleti temsil ederler.” (md.80)
“Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir.” (md.153)
“Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” (md.153)
“Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz… Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” (md.138)
3- Birkaç hafta önce bir grup genç, Taksim’de ‘duran adam’ eylemi yaptı. Durdular. Hareket etmeden, toplu olarak ayakta durdukları için gözaltına alındılar, adli kontrolle serbest bırakıldılar ve ardından haklarında Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri kanununa muhalefetten dava açıldı. Neden? Durdukları için.
Oysa ‘yürürlükteki’ anayasaya göre;
“Devletin temel amaç ve görevleri… insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” (md.5)
“Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.” (md.25)
“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” (md.26)
“Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” (md.34)
Şimdilik üç örnek yeter. Arada bir bu tip ofansif mizah niteliğindeki anayasa hükümlerini hatırlatmakta yarar var. 1982 Anayasası hükümlerini. Yürürlükteki anayasanın hükümlerini. Darbe anayasasının hükümlerini. Kendisini de buraya bırakayım, dileyen ‘kontrol’ edebilir.
Unutmadan, cumhurbaşkanının ‘rektörleri şimdi olduğu gibi tek başına atamasına’ ve ‘TSK’deki subayların rütbe bekleme sürelerini değiştirilebilmesine’ ilişkin yasa değişiklikleri de şu sıralar TBMM’de görüşülecek; ‘demokrasi şenlikleri’ kapsamında.