Kapatılan 25 Aralık yolsuzluk soruşturmasının savcısı Muammer Akkaş, soruşturma kapsamında Erdoğan ailesini dinledikleri iddiasını yalanlayarak, ‘sıfırlama tapesi’ olarak bilinen kayıt için de 25 Aralık’ın bir numaralı şüphelisi Yasin el Kadı’yı takip eden yabancı istihbarat servislerini işaret etti.
Akkaş, Sabah ve atv’nin de içinde olduğu medya grubunun satışı için dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla işadamlarından zorla para toplayan kişinin de eski ulaştırma bakanı Binali Yıldırım’ın danışmanı Ömer Sertbaş olduğunu öne sürdü.

‘Siyasi operasyon’ iddiasına gülmek lazım
Millet gazetesinden Bülent Ceyhan’a konuşan Akkaş, 2011 yılında Emniyet’e gelen bir ihbarla başlatılan soruşturma kapsamında ‘Bosphorus’ isimli bir şirketin Etiler’deki polis okulu arazisinin ihalesine fesat karıştırıldığına dair bulgular elde ettiklerini kaydetti.
Şirketin sahibi olarak Cengiz Aktürk ve eşi gözükse de perde arkasında gizli ortakların varlığını tespit ettiklerini ifade eden Akkaş, bu isimler arasında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan ve BM tarafından terörü finanse eden kişiler arasında zikredilmiş Yasin El Kadı’yı saydı.
Bu kişilerin ihale takibi ve kamu gücünü kullanarak ihalelere fesat karıştırma eylemleri içinde olduğu iddiasında bulunan Akkaş, soruşturma için ‘seçim ayarlı siyasi operasyon’ yorumu yapanlara ise şu yanıtı verdi: “Bu iddiaya gülmek lazım. Bu soruşturma Kasım 2011’de başladı. Asıl dosyanın ayrıldığı tarih Mart 2012. Dosyayı bana Başsavcı Vekili verdi. 20 ay önce başlamış bir soruşturma. 17 Aralık soruşturması yapıldı. Ben Emniyet’teki arkadaşlardan, benzeri yolsuzluk soruşturmalarının araştırıldığını öğrendim. Bu tehlike üzerine ben de soruşturma dosyasına sahip çıktım. Nasıl çıktım? Kasaya kilitlemekle olmaz, istenince vermek zorundasın. Ben şöyle sahip çıktım; operasyon yapma noktasında bir hazırlığım oldu. Operasyon tarihini de soruşturma deşifre olduğu için erkene çektim.”
Havuz için işadamlarından parayı Ömer Sertbaş topladı

Şüphelilerin soruşturmadan haberdar olduğu yönünde Mali Şube polisleri tarafından 2013 yılının eylül-ekim aylarında kendisine bilgilendirme yapıldığını ifade eden Akkaş, dönemin ulaştırma bakanı Binali Yıldırım’ın TİB’e giderek “Danışmanım dinleniyor mu?” diye sorduğunu, oradaki görevlinin de dinlendiği yönünde yanıt verdiğini aktardı.
Bakan Yıldırım’ın tüm işlerini Ömer Sertbaş adlı danışmanına yaptırdığı iddiasında bulunan Akkaş, Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın CEO’su olduğu Çalık Grubu’nun zarar ettiği için elden çıkarmak istediği Sabah-atv’nin satışı için oluşturulan ‘havuz’a, Erdoğan’ın talimatıyla işadamlarından zorla para toplayan isim olarak da Sertbaş’ı gösterdi.
‘Sıfırlama tapesi’nde Yasin El Kadı faktörü önemli

Soruşturma kapsamında Tayyip Erdoğan, Bilal Erdoğan ve damat Berat Albayrak’ın dinlenmediğini vurgulayan Akkaş, “Bilal Erdoğan’ı dinleseydim soruşturma başladığı gibi biterdi” dedi.
Savcı Akkaş, 17-25 Aralık soruşturmalarının ardından sızdırılan ve kamuoyunda ‘sıfırlama tapesi’ olarak bulunan Tayyip Erdoğan’la oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği öne sürülen görüşmeye ilişkin bir soruya ise şu yanıtı verdi: “Ancak bir tahmin yürütebilirim. Emniyetin kriptolu telefonu dinleme kabiliyeti yok. Bunun için özel cihazlar gerekiyor. Kriptolu telefonlarda şifreleme her saniye değişiyor. Bunların çözülerek dinleme yapılması gerekiyor. Bu dinleme sanıyorum istihbarat örgütleri tarafından yapılmıştır. Onların bu yeteneği mevcut. Sonraki tarihlerde Alman, Amerikan, İngiliz istihbaratlarının bizi dinledikleri ortaya çıktı. Çok gizli görüşmelerin dinlendiği bilgisi yalanlanmadı. Bence bu görüşmelerde Yasin El Kadı faktörü çok önemli.”
Kadı ciddi şekilde korkuma kalkanı altındaydı
BM’nin terörü finanse etmekle suçladığı ve Türkiye’ye girişi yasak olan El Kadı’yı yabancı istihbaratın takip etmesinin doğal olduğunu belirten Akkaş, “Soruşturmada Yasin El Kadı’nın MİT Müsteşarımızla ve dönemin başbakanı ile birkaç kez başbaşa görüştüğünü tespit ettik. Yasin El Kadı ciddi bir şekilde ülkemizde koruma kalkanı altındaydı” dedi.
Başbakanlıktan kriptolu telefon istediğini tespit ettik
Akkaş, “‘Sıfırlama tapesi’ Kadı takip edilirken mi ortaya çıktı?” sorusuna ise “Biz Kadı’nın daha rahat görüşmek için başbakanlıktan kriptolu telefon istediğini de tespit ettik. Kriptolu telefonla ne konuştuklarını bilmiyoruz ama yabancı ülkeler bunu bilmek için Türkiye’yi dinlemiştir” karşılığını verdi.
Soruşturmaya ilk müdahale Kadı için yapıldı

Soruşturmaya ilk müdahalenin de Kadı için yapıldığını dile getiren Akkaş, şunları söyledi: “Bu şahıs, 2012 yılında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sınırları içine girmesi yasaklanmış birisi. Bu şahsın yasaklılık hali devam ederken Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan VİP’ten girip çıktığını fark ettik. Havalimanından VİP kamera kayıtlarını istedik. Başbakanlık Koruma Müdürlüğü, soruşturmayı takip eden Mali Şube’yi arayıp bu kamera kayıtlarını neden istediğimizi sordu. ‘Bizim o dönemde çok önemli bir misafirimiz Türkiye’ye giriş yaptı deşifre olmasını istemiyoruz’ dedi. Şaşırdık, önlem almaya çalışıp sıradan bir soruşturma olduğunu söyledik. Soruşturmaya ilk müdahale bu şekilde oldu.”