Timur Soykan: Türkiye'de yaşamak vahşi bir dolandırıcı ormanında hayatta kalmaya benziyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye’de dolandırıcılık fırtınası dinmiyor. Adliyeler dolandırıcılık dosyalarıyla doldu. Son vaka ile; yerli, milli ve dindar dolandırıcılıkta yeni bir sayfa açıldı. Bu kez dolandırıcılık faaliyeti TV ekranlarında başladı.

Kaan Sarıaydın Beyaz TV’de program yapıyordu. Bu sayede sosyal medyada çok sayıda takipçiye ulaştı. Sosyal medya hesabında profil fotoğrafında süper kahraman şeklinde resmedilmişti.

Tarkus Ticaret Analiz Danışmanlık Strateji isimli şirket kurdu. Kendisini ‘Metasof’ ilan eden Kaan Sarıaydın şöyle diyordu: “Metasophie ilmi aslen Hz. Ali efendimize bahşedilmiş bir ilimdir. Hz. Ali efendimizin ilmin kapısı olduğu Hz. Peygamberimiz tarafından vurgulanmıştır. Büyük finans kuruluşları bunu kullanıyor ve büyük sır olarak saklıyorlardı. Ben 25 yıl başarılı şekilde çalışınca bu sırrı bana verdiler ve Metasof oldum.”

Kaan Sarıaydın daha sonra ‘Anadolu Hareketi’ni başlattığını duyurdu. Kimse onun büyük bir dolandırıcılık havuzu oluşturduğunun farkında değildi. Medyada tanınıp sonra sosyal medya üzerinden temas kurduğu insanları ağına çekmişti. Artık elinin altında dolandırabilecek yüzlerce kişi vardı. Kaan Sarıaydın, Metasofi ilmi sayesinde çok büyük kar edecekleri sistemi açıkladı: Mavi Platform.

Türk devrimi yapacaklarını, Türk markalarının dünyaya yayılacağını anlatıp ‘Oğuzoğulları’, ‘Bozkurtlar’ vurgularından sonra “Türk’ün şahlanışında hep birlikte rol alacağız” diyordu Kaan Sarıaydın ticaret, eğitim, sağlık, medya alanında yatırımlar yapacaklarını öne sürerek Mavi Platform’dan 25 bin TL’ye pay satmaya başladı. Dolandıracak insan havuzu oluşturan şebeke, sürekli yeni yöntemlerle sahneye çıktı.

‘Paydaşlara yeni fırsat’ diyerek bir kez daha yem attılar. Cumhuriyetin 100’üncü yılı nedeniyle Atatürk baskılı bir kiloluk gümüş külçeyi çok uygun fiyattan paydaşlara vereceklerini söylediler. Bir kilo gümüş külçenin piyasa değeri 19 bin 500 TL’ydi ve onlar paydaşlara 12 bin 500 TL’den verecekleri yalanını atmıştı. Çok sayıda paydaştan 12 bin 500 TL topladılar.

Mağdurlarla konuştum. Dolandırıcıların hep nabza göre şerbet verdiği anlaşılıyor.

Hamburg’da yaşayan dindar mağdur, dini anlatımlara kanmış ve 30 bin eurosu gitmiş. Milliyetçi Orhan bey, “Vatana millete faydalı olmak istedim. Anadolu Hareketi’ni desteklemek için para verdim. Bütün param gitti” diyor.

1 milyon 300 bin TL kaptıran Mustafa bey ise “Çevremden borç bulup bu kişilere para verdim, otomobilimi verdim. Bu Çağatay hepimizi hipnotize etti. Sanki cinleri vardı. Herkes hakkında bilgisi olan biri. Böyle bir tezgaha düşeceğim aklımın ucundan geçmezdi” diye konuştu. 

Burası kimsesizler cumhuriyeti. Türkiye’de yaşamak vahşi bir dolandırıcı ormanında hayatta kalmaya benziyor. Artık sadece avlar ve avcılar var. Dolandırıcılık dosyaları mahkeme raflarını dolduruyor ve çoğu davanın açılması bile yıllar sürüyor. Oysa devlet tedbirler alsa bu vurgunlar önlenebilir ve insanlar paralarını kaptırmadan müdahale edilebilir. 

Timur Soykan’ın yazısı