MHP'li aday Senem Kılıç: Partimde 'ana-bacı' olarak saygı büyük ama eşitlik istiyoruz

 

NUR BANU KOCAASLAN

nurbanukocaaslan@diken.com.tr

Kadın politikaları bu seçimlerin odak noktalarından biriyken, kadın adayların görünürlüğü de gitgide artıyor.

P24’ün Ege seçim turu kapsamında Diken de bu adaylardan MHP 1’inci bölge 3’üncü sıra adayı Senem Kılıç’la buluştu.

senem kilic2
Fotoğraflar: DİKEN

İş kadını, koleksiyoner, partisinde ‘el üstünde’

MHP’nin 61 kadın adayından biri Senem Kılıç. Genç bir aday. İş dünyasından geliyor. Aynı zamanda özel üniversitede ders de veriyor. Koleksiyoner, odasında antika bir radyo, Çalıkuşu’nun orjinal baskısı, 1’inci Dünya Savaşı’ndan kalma bir bebek var, bunları da heyecanla anlatıyor.

İzmir’de 1’inci bölge üçüncü sıradan aday. MHP bu bölgede bir önceki seçimlerde iki vekil çıkarmış ancak oyları küreye küreye topladığını söylüyor. Ekşi Sözlük başta olmak üzere sözlük yazarlarıyla da bir araya gelmiş.

62 gündür kampanya yürütüyor, gidebildiği her yere gittiğini söylüyor hatta tehdit aldığını vurguluyor Kılıç. Kadın olarak partisinde ‘bir çiçek gibi el üstünde tutulduğunu’ söylüyor. Bunu da Türkiye’de ‘ana ve bacı’ya duyulan saygıdan ileri geldiğini düşünüyor. Ancak kadınların toplumdaki yeri noktasında çok net; her yerde, her alanda kadınlar yeteneklerini gösterebilmeli ona göre. Toplantıdan önce bir kadın cinayeti davasına gönüllü olarak gitmiş.

Senem Kılıç’la görüşmemizden satırbaşları şöyle:

‘Girilmeyecek yerlere giriyorum’

senem kilic

“En girilmeyecek mahallelere giriyorum. HDP’nin seçim propagandası yaptığı yerlere rahatlıkla girip siyaset yapabiliyorum. Üstü açık arabalarda gezebiliyoruz mesela. Romanlarla kırmızı ayakkabımı giyip oyun oynadım. Alevi derneklerinden ciddi davetler alıyorum. Bence etnisite ayrımları yapılmamalı. MHP denince etnik köken bağlantılı bir siyaset geliyor akla ama biz bölünmeden, birlik beraberlik içinde bir siyaset sunuyoruz.”

Kimlik siyasetine adil dağılım alternatifi

Kürt seçmenin ihtiyaçlarını, sorunlarını ekonomik düzey açısından tanımlıyor Kılıç. Konuya daha çok ‘eşit sosyal haklar’ düzeyinde bakıyor: “Biz Kürt seçmene diyoruz ki siz de asgari ücretle çalışıyorsunuz. Size de her noktada sosyal adalet gelmeli. Sizin de geçim sıkıntınız var ve size de sosyal adalet düzeni gelmeli diye düşünüyoruz. Kim olursa olsun bizim için herkes İzmir seçmenidir.”

Çözüm sürecine bakışına geliyor konu, yine ekonomi temelli bir bakışla yanıtlıyor: “Biz AKP’nin yürüttüğü çözüm süreci adı verilen süreci kabul etmiyoruz. Çünkü Türkiye’de Kürt vatandaşlarımızın ihtiyaçlarının bölünme noktasına getirecek çözümler değil onların ihtiyacı olan sosyal haktan, eğitim, yol, kendini ifade etme ihtiyacından faydalanamamasına yönelik çözümler olduğunu düşünüyoruz. Kürt, Çerkez, Laz ayırmadan adil hizmetlerden yararlanma bakışındayız.”

Kürtlerin ihtiyacı anadil değil

“Biz MHP olarak barış ve demokrasinin en güçlü temsilcisiyiz” diyor, ancak anadilde eğitim Kılıç’ın sosyal haklar listesine girmiyor. Kılıç, anadilde eğitim denildiği zaman hemen soruyla başlıyor söze: “Neden sadece Kürtler, Anadolu’da bin tane etnisite var. Herkes talep eder. Hangi birinin talebine destek verebiliriz ki? O zaman anadil nerede kalacak? Anadilde eğitim ülkede tek olmalı. Kahvede, tarlada zaten herkes konuşuyor. Kürtlerin ihtiyacının anadil olduğunu düşünmüyorum.” 

‘Partililer karanfillerle karşılıyor’

Ezber bozduğunu sık sık vurguluyor, ‘nasıl’ diye soruyoruz, anlatmaya başlıyor: “Sabah altıda hale gittim kaç kere. Gece ikide köylerde dolaştım. Artık bu çalışmaları basına vermiyoruz bile. Sadece işveren olarak ya da aşağıdaki Mercedes makam aracımla değil. Çok yere toplu taşımayla gitmiş bir insanız. Sorarım kaç tane kadın eline alıp gözleme açar. Açtım efendim ben bunu, açtım. Türkiye maalesef endüstriyelleşemedi. Tarım toplumundan dönüşmeye çalışıyoruz hala.

MHP erkek ağırlıklı siyasetinin yapıldığı bir partiydi. Ben partime girdiğimden beri el üstünde tutuluyorum. Hiçbir yerde göremedim ben kadın siyasetçinin ellerinin güllerle dolduğunu. Gittiğim her yerde partililer karanfillerle karşılıyor. Siz bizim çiçeğimizsiniz inşallah çoğalırsınız diye. Bizim partimiz ana bacı olarak kadına çok saygı duyan bir partidir.”

Kadınlara yeteneklerini göstermesi için hodri meydan

senem kilic1

Bu noktada kadınların ana-bacı olarak saygı duyulup el üstünde tutulmak mı yoksa eşitlik mi istediğini soruyoruz. Buna cevabı daha umut verici: “Biz pozitif ayrımcılık istemiyoruz. Eşitlik istiyoruz. Kadınlar bugün aileyi derlemek noktasında neden yalnız? Erkek de bulaşık makinesinin düğmesine bassa eli mi kırılacak? Kadınların ayrımcılığa değil, eşitlik ilkesine ihtiyacı var. Ama biz toplum olarak eksi noktada başlıyoruz, önce sıfır noktasına gelmemiz gerekiyor. Kadınlar kendi yetilerini gösterebilecekleri ortamda bu yetileri ölçüsünde haydi hodri meydan. Kadın yapabiliyorsa her yere girebilmeli. Niçin tutalım ki kendimizi? Bir kadın yönetici niye risk olsun? Ben iki çocuk annesi her yerde bulundum. Niye geri durayım?” 

Gezi bir sosyal girişim ama ‘kaos’a hayır

Genç bir aday olduğundan gençlik sorusu da geliyor tabi, bilhassa Gezi Parkı eylemlerinden sonra gençlerdeki çok sesliliğe nasıl baktığını soruyoruz. MHP o gençlere ulaşabilir mi?

“En büyük gücüm gençler. Apolitik bir STK’nın başkanıydım. Üniversite hocasıyım. Gençlerin ne istediğini çok iyi anlıyorum. Baskısız hür platformlar istiyor. Gezi olayları bir sosyal girişimciliktir. O kımıl kımıl teknoloji araştıracak geliştirecek. Gezi olaylarının içinde bir kişiyim. Elimize bayrağı alarak gençlerin yanında olduk. Halk arenalarına katılmış biriyim. Ama teröre kaosa kimse maşa olmamalı. Başı örtülü insanlarla başı açık kol kola gezildi İzmir’de. Ülkede bir şeylerin doğru ifade edilmesinde ne etnisite ne din ne dil, ne cinsiyet bir gerçek. Gençliğin sesi. Her yerde üniversite açıyoruz ama… Hala üniversiteler ücretsiz değil. Sözlük yazarlarının buraya gelmesi ezber bozan bir davranıştı.”