İngiliz The Economist dergisi, Batılı ülkelerin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’yi otokrasiye dönüştürmesine sessiz kaldığını yazdı: “Yüz binlerce protestocu demokratik dünyanın sempatisini kazandı. Fakat ne yazık ki görüp görebileceği bundan ibaret kalacak gibi.”

19 Mart’ta İstanbul büyükşehir (İBB) ve bazı ilçe belediyelerine ‘terör’ ve ‘yolsuzluk’ soruşturması başlatılmış, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 106 kişi hakında gözaltı kararı verilmişti. 23 Mart’ta İmamoğlu’nun yanısıra, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık dahil 51 kişi tutuklanmıştı. Üç isim de görevden uzaklaştırıldı. Şişli Belediyesi’ne kayyım atandı.
Gözaltıların başladığı gün üniversite öğrencilerinin başını çektiği protestolar hızla farklı illere yayılmış, yüz binlere ulaşmıştı. Gözaltı, tutuklama ve polisin başta ODTÜ’lüler olmak üzere eylemcilere karşı dozunu artırdığı şiddet dünya medyasında ‘Erdoğan’ın ana rakibi gözaltında’ ve ‘Siyaset kontrolden çıktı’ başlıklarıyla geniş yer bulmuştu. Çeşitli şehirlerde gösterilere katılan bini aşkın eylemci gözaltına alındı, yüzlercesi tutuklandı. Ayrıca yedi gazeteci de tutuklu.
‘Çıplak otokrasi’ye doğru
23 Mart’ta Türkiye’nin ‘geri dönülemez bir noktaya’ sürüklendiğini ve rejimin neredeyse ‘rekabetçi otoriterlik’ten ‘çıplak otokrasi’ye dönüştüğünü yazan The Economist, bu sefer de Batılı ülkelerin bu dönüşümü umursamadığını yazdı.
Muhalefet yerel düzeyde hala seçim kazanabildiği için siyaset bilimciler Türkiye’deki rejimi ‘rekabetçi otoriter’ olarak niteliyor.

Amerika ve Avrupa ilgisiz
Derginin ‘Erdoğan Türkiye demokrasisini boğuyor’ başlıklı analizine göre Erdoğan yönetimi, soruşturmalar için demokrasi savunucu ülkelerin ortada görünmediği ve uluslararası konjonktürün elverdiği bir dönemi seçti.
Bir yanda ABD Başkanı Donald Trump yabancı ülkelerin demokratik olup olmadığıyla pek ilgilenmezken, diğer yanda Avrupa ülkeleri Ukrayna’daki savaşla ve Trump’ın çıkardığı zorluklarla meşgul.
Üstelik Avrupalılar, Ukrayna’daki olası bir barış gücünde Türkiye’nin göndereceği askerlere ihtiyaç duyacağından Erdoğan’la iyi geçinmeye özen gösteriyor.
’22 yıldır demokrasinin altı oyuluyor’
Erdoğan’ın 1996’daki ”Demokrasi bizim için bir tramvaydır. İstediğimiz durağa gelince ineriz” lafını hatırlatan The Economist’e göre 71 yaşındaki cumhurbaşkanı 22 yıldır ‘demokrasinin altını oymak’la meşgul.
Yazıda Erdoğan’ın 2017’deki anayasa değişikliğinden beri ülkeyi neredeyse denetimsizce yönettiği ve mahkemeleri, güvenlik aygıtını ve hemen hemen tüm medyayı kontrol ettiğine dikkat çekildi (İfade özgürlüğü savunucusu grup Reporters Without Borders’ın 2024’teki verilerine göre Türkiye medyasının yüzde 90’ı hükümet etkisinde).
‘Avrupa elini taşın altına koymadı’
Dergiye göre İmamoğlu’nun ortaya çıkışı, ülkede demokratik bir iktidar değişimine kapı araladı. Ne var ki Erdoğan, kaybetme riskini göze almaktansa demokrasiyi bitirmeyi göze alarak uzmanların ‘dayanaksız’ bulduğu yolsuzluk suçlamalarıyla İmamoğlu’nu hapse attı.
Buna karşılık, Avrupa Komisyonu bir hayli yumuşak tepki göstererek Türkiye’yi ‘demokratik değerleri savunmaya’ çağırmakla yetindi. Ayrıca Paris, Amsterdam ve Barcelona dahil Avrupalı 13 belediye başkanı İmamoğlu’na destek için ortak açıklama yaptı: ”Meslektaşımız Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasını ve Türkiye’deki seçilmiş yerel yöneticilerin tutuklanmasını en güçlü biçimde kınıyoruz.”
Fakat dergiye göre Avrupa daha fazlasını yapabilirdi. Ne de olsa Erdoğan için Türkiye’nin epeydir askıya alınan Avrupa Birliği (AB) adaylığı hala kıymetli. Ama Batı Erdoğan’ın ülkeyi otokrasiye dönüştürmesine engel olamıyor.
Dergiye göre bunu sadece yurttaşlar başarabilir:
“Kimi artan otoriterlikten, kimi de yatırımcıların güven kaybıyla kötüleşen ekonomiden endişeli. İmamoğlu’nun tutuklanmasını protesto etmek için polis coplarına ve tazyikli suya göğüs geren yüz binlerce kişi demokratik dünyanın sempatisini kazandı. Fakat ne yazık ki, sempatiden başka bir şey bulamayacaklar.“