Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Doğrudan zikredilmeyen ama metne ruhunu veren çözümün ise 2013’tekine benzer bir şekilde “din kardeşliği” olduğunu görebiliyoruz. Öcalan Türklerle Kürtlerin 1000 yıllık kardeşliğinden ve bunun son 200 yıldır “kapitalist modernite” tarafından parçalanmaya çalışılmasından söz ediyor.
Kuşkusuz modernite ile kapitalizm birbirine iç içe geçmiş bir şekilde gelişti, kuşkusuz Marksizm modern bir ideoloji olmakla birlikte kapitalist modernitenin bir eleştirisiydi ve ona sunulmuş bir alternatifti ama Marksizm moderniteyi içererek aşmayı hedefledi. Öcalan ise geçmişte “demokratik modernite” adlı sol esinli bir alternatif sunmuş olmakla birlikte, mektubunda artık bu kavramı da kullanmıyor ve “günümüzde çok kırılgan hâl alan tarihsel ilişkiyi, kardeşlik ruhu içinde inançları da göz ardı etmeden yeniden düzenlemek esas görevdir” diyerek bir kez daha “İslam çatısı”na ve dolayısıyla modernite öncesine işaret ediyor.
Hem PKK’nin hem de Kürt sorununun özünün reddiyesi ve muğlak bir demokrasi nosyonu kaçınılmaz olarak silahların bırakılması ve örgütün kendini feshetmesine çıkıyor ve Öcalan da zaten PKK’ye kayıtsız, şartsız bir kendini lağvetme çağrısı yapıyor. PKK’nin buna nasıl bir yanıt vereceğini ve metinde yer almamakla birlikte Sırrı Süreyya Önder’in kendisine Öcalan tarafından sözlü olarak iletildiğini söylediği “demokratik ve hukuki düzenlemeler”i bir koşul olarak öne sürüp sürmeyeceğini henüz bilmiyoruz.