MESUDE DEMİR
@mesudedemirr
Vehbi Koç Vakfı’nın her yıl kültür, eğitim ve sağlık alanlarından birinde verdiği Vehbi Koç Ödülü’nün bu yılki sahibi kanserin ne yediğini araştıran Doç. Dr. Kıvanç Birsoy oldu. Birsoy, kanser gelişiminde rol oynayan ve yeni tedavi yöntemleri olabilecek, metabolizma yollarıyla ilgili çalışmalar yürütüyor.

25’ten fazla Nobel ödülü alan Rockefeller Üniversitesi’nde, Metabolik Düzenleme ve Genetik Bölümü Başkanı olan Birsoy, ödülünü Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç’tan aldı.
Birsoy törenden önce Diken’in çalışmalarıyla ilgili sorularını yanıtladı.
Bilimsel olarak kanser metabolizmasının 10-15 senedir çalışıldığını belirten Birsoy, “Kanserlerin tükettiği besinleri yeni yeni öğreniyoruz. Kanserlerin her biri farklı. Yedikleri, istedikleri besinler de öyle. Benim ve başka laboratuvarların yapmaya çalıştığı, hangi kanserin, hangi besinleri yediklerini anlamak ve onları hedeflemek. Besin kaynaklarının içeriye (kanser hücresine) girmesini engellemenin yolunu bulmak. Bunu da ancak geliştirilecek ilaçlarla yapabiliriz” dedi.
Kandaki beş bin maddenin hangileri kanseri besliyor?
Onlarca farklı kanserin, kandaki yaklaşık beş bin besin maddesinden hangisiyle, nasıl beslendiğini araştıran Birsoy, şunları söyledi: “Örneğin lenf kanseri kolesterole karşı aşırı duyarlı. Kolesterolü içlerinde biriktirip, kullanarak yaşamaya çalışıyorlar.

Pankreas kanseri, belli yağ asitlerini tutuyor. Pankreas kanseri hücreleri, yağ asitlerini kullanarak bağışıklık sisteminin onları tanımasını engelliyorlar.
Antioksidanlarla ilgili hem bizim hem de başka grupların çalışmaları gösterdi ki kanserin büyümesi ve metastaz yapmasına etkisi çok büyük. Kanseri aşırı derecede artırıyor. Çünkü kanser hücrelerinin antioksidan ihtiyacı inanılmaz derece fazla. Oksidatif stresleri var, antioksidanlarsa bunu azaltıyor. Antioksidanlar kanser hücresini iyileştiriyor. Daha sağlıklı olduğunda, başka organlara daha kolay gidip orada kolayla büyüyebiliyorlar.
Kanser çok hızlı bölünen, büyüyen bir doktu. Kanser hücresinin, normal hücreden çok daha aktif metabolizmaları var. Kullandıkları besinleri arayıp, onları köşeye sıkıştırmaya çalışıyoruz.”
Kanser hücresi bağışıklık hücresinin besinlerini de yiyebiliyor
Acaba kanser hücrelerinin beslenmesiyle, bağışıklık hücresinden kaçmaları arasında da ilişki var mı?Birsoy “Kesinlik var” dedi: “Beş-altı senedir uğraştığımız bir konu. Besinler kanseri etkiliyor ama bağışıklık sisteminin de çok özel besin ihtiyaçları var. Örneğin şeker, bağışıklık sisteminin ana ihtiyaçlarından biri. Kanserler belli besinleri yiyerek etrafta o besinleri azalmasını sağlıyorlar. Azalan besin bağışıklık sisteminin de ihtiyacı olansa, iyi çalışamıyor. Kanseri öldüremiyor.”
Pankreas kanserinin belli yağ asitlerini kullanarak kendilerini bağışıklık sisteminden korumayı başardıklarını Birsoy ve ekibi bulmuş. Bu yağ asitlerinin azaltılması halinde bağışıklık sistemi kanser hücresini tanımaya başlıyor ve öldürüyor. Birsoy kandaki başka yapı taşlarının da başka kanserlerle ilişkisi olabileceğini vurguladı: “Bunlardan hangilerinin, hangi kanser türleri için gerekli olduğunu bulmamız yıllar alacak . Yavaş da olsa ilerleyen bir konu. Birkaç kanser türünü belli besin kaynaklarıyla ilişkilendirdik. Fazlası da yakın zamanda çıkacaktır, eminim.”
Birsoy kanserin besinlerine yönelik tedavilerin 5-10 yılda gelişebileceğini düşünüyor. Kansere yol açan çok sayıda faktör var. Her birinin tedavisinde uygulanan protokoller farklı. Birsoy, “Bence besinler tedavinin ana hatlarından biri olacak. Kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik ilaçlar, immünoterapiler, cerrahi vs. yanında bu yeni gelişecek yöntem de yerini alacak. İnsan ömrünü uzatmaya çalışacağız” dedi.

Laboratuvarının bütçesi yılda 2 milyon dolar
Birsoy’un laboratuvarının yıllık bütçesi 2 milyon dolar. Desteğin büyük kısmı Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) karşılıyor. Vakıflar, hayırseverlerin bağışlarıyla, üniversite de bütçeye katkıda bulunuyor. Birsoy, Stanford, Harvard ve Yale Üniversitelerinden çağrılsa da Rockefeller Üniversitesi’nde çalışmayı tercih ediyor.
Birsoy’un laboratuvarı, metabolik yolların biyolojik süreçleri nasıl düzenlediğini ve kanserin yanı sıra, mitokondriyal bozukluklar ve doğuştan metabolizma hataları gibi hastalıklara etkisini araştırıyor.