Türkiye’de işkence suçunun cezasızlığına dair bir örnek de AİHM’in kararıyla ortaya çıktı.
Hakkari’nin Çukurca ilçesine bağlı Gündeş köyündeki jandarma karakolunda, yüzüne koli bandıyla kapsülü çıkarılan bir bomba bağlanarak işkence edildiği gerekçesiyle yargıya başvuran yurttaş, Türkiye’deki mahkemelerde derdini anlatamazken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) Türkiye’yi mahkum ettirdi.
Tehditler havada uçuşmuş

Milliyet muhabiri Kemal Göktaş’ın haberine göre 60 yaşındaki Süleyman Demir, 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinden beş gün önce Hakkari’nin Çukurca ilçesine bağlı Gündeş köyünden Hakkari 19. Sınır Jandarma Komutanlığı’na çağrıldı.
Demir’i başçavuş İsa Dinler aramış, jandarma karakoluna gelmesi gerektiğini söylemişti. Demir, oğlu Hasan Demir’le karakola gitti, görüşmeye ise tek başına alındı.
İddiaya göre, burada dönemin tabur komutanı binbaşı Mesut Cihaner, Demir’i tehdit ederek, “Senin ciğerini sökerim, şerefsiz bağımsız (DTP) adaylarla dolaşıp oy toplamayacaksın, onlara oy vermeyeceksin, yoksa başına mayın bağlayıp patlatacağım, Zap suyuna atacağım seni” dedi.
Cihaner, ardından Demir’in gözlerine parmaklarıyla bastırarak “İki gözünü çıkarırım” dedi. Ancak tehditler bununla da sınırlı kalmadı.
Yüzüne bomba yapıştırılmış
Demir’i arayan başçavuş İsa Dinler’in kapsülünü çıkardığı bir bomba, 60 yaşındaki Demir’in yüzüne koli bandıyla bağlandı.
Demir’in ifadesine göre, askerler göğsüne vurdu, Cihaner ise, bombanın içinden çıkardığı macunumsu maddeyi Demir’in ağzına ve burnuna soktu ve yumruk ve tokatla saldırdı.
Ardından binbaşı Demir’in Kur’an’a el basarak, “Devletime ihanet etmeyeceğim” diye yemin etmesini istedi. Bu görüşme bir saat sürdü.
Görüşmeden çıkan babasının durumunu gören oğlu, önce Sağlık Ocağı’na ve ardından da Devlet Hastanesi’ne götürerek rapor aldırdı, ertesi gün de savcılığa suç duyurusunda bulundu.
Yargı, basit yaralama olarak gördü
Yargı sürecinde, sanık askerler haklarındaki iddiaları reddederek, hastane raporlarınının da PKK destekçileri tarafından verildiğini öne sürdü. Niyetlerinin ise Demir’i sadece ‘nezaketen uyarmak’ olduğunu söyledi.
Dosya sırasıyla Hakkari Başsavcılığı, Çukurca Başsavcılığı, Van Askeri Savcılığı arasında mekik dokudu. Verilen bir takipsizlik kararının ardından yeniden açılan dosyada son olarak Çukurca Sulh Ceza Mahkemesi, sanıklar hakkında ‘basit yaralama’ suçundan altı ay hapis cezası verdi, onu da ‘hükmün açıklanmasının geri bırakılması’ kapmasında erteledi. Aynı mahkeme, tehdit suçundan ise beraate karar verdi.
AİHM ikna olmadı
Ancak baba oğulun hukuk mücadelesi AİHM’e uzandı. AİHM, Demir’in öne sürdüğü duruma uygun olarak bir kişinin sağlıklı olarak gözaltına alınıp yaralı halde çıkması durumunda, devletin bu yaralanmanın nasıl oluştuğunu açıklama sorumluluğunda bulunduğuna hükmetti.
Türkiye’yi devletin bu sorumluluğu yerine getirememesi halinde, ‘işkence ve kötü muamelenin’ varlığından söz edileceğini belirterek mahkum eden AİHM, başvurana, 19 bin 500 Euro manevi tazminat ve 3 bin Euro da mahkeme masraflarının ödenmesine karar verdi.
Sıra AYM’de
Yerel mahkemelerde ‘basit yaralama’dan öteye gidemeyip, AİHM’in işkence ve kötü muameleden Türkiye’yi mahkum ettiği davada sıra, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruya geldi. Demir’in avukatı Fahri Timur, AİHM’de çıkan kararı AYM’ye de sunarak sanıkların işkence suçundan yeniden yargılamalarını talep edeceklerini belirtti.