Şükran Pakkan: 'Herkes böyle yapıyor, ben niye farklı bir şey yapayım' sorusu herkesi birbirine benzetti

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

22 yıl, 24 facia, 54 bin 780 ölü, sıfır istifa. Rakamları ben hesaplamadım. Fayn derlemiş. Eksiği var, fazlası yoktur. Böyle bir kahır listesi. Sıfır, sıfır olalı hiç bu kadar “ağır” olmadı.  Artık Türkiye matematiğinin en ağır, en büyük, en yokluk bildiren varlık sayısı. Tanımadığımız on binlerce insanın yasını tuta tuta delirdik. İnsanlar yandı, taşların arasında ezildi, binaların altında kaldı, boğuldu, zehirlendi, mahsur kaldı. Cemal Süreya’nın dediği gibi, “Nasıl bir his biliyor musunuz? Oda geniş ama sığamıyorsun. Pencere açık ama nefes alamıyorsun.” Ama bir kişi de çıkıp, “Benim de ihmalim var” demedi, “Ben de sorumluyum” diyebilme ahlakını göstermedi.

Herkes böyle yapıyor; ben niye farklı bir şey yapayım? Bu soru da herkesi birbirine benzetti. Nitekim bir davranış kalıbının, sosyal norm haline dönüşmesi için herkesin de içselleştirmesi gerekmiyor. Yani, içi içini yiyor olsa bile, düzene ayak uydurmak zorunda hissedebilirsin kendini. Türkiye’nin siyasetine de toplum kültürüne de uzun zamandır tükenmişlik, yetersizlik hissi hakim. Demokrasi kültürümüz zayıf, siyasi etik ellerimizden kayıp gitti. Böyle bir ortamda kim, niye şahsi bir risk alsın?

Üstelik çok iyi bildiğimiz gibi, gibi, Türkiye’de birini desteklemek, onu her konuda desteklemek anlamına geldiği için bu çok mümkün değil. Hiç mümkün değil. Tek tipleşmek karakterimiz. Oysa gerçekten istersek, anlamlı bir karşı koyuştan, kollektif bir ruhtan bahsedebiliriz. İşte riski aldığımız noktada kaderimiz değişecek. Tek bir formülü var; yanlışa dur demek. Bir istifa neyi değiştirir, öyle mi diyorsunuz? Kaderimizi.

Şükran Pakkan’ın yazısı