İzzettin Önder: 2025 aynen 2024 gibi, hatta ondan daha da zor koşullarda geçecektir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

2025 yılı aynen 2024 yılı gibi, hatta ondan daha da zor koşullarda geçecektir. Çünkü gidişat böyledir, yoksa bu bir dilek ya da talep değildir. Böyle düşünmemin mantığında da, bir dönemde yaşanan ekonomik koşulların geçmiş dönemler uygulama ve süreçlerinin birikimli sonucu olduğu gerçeği saklıdır.

Peki, bu durumda, 2025’e miras olarak neyin devrettiğini görebilmek için geçmiş dönem uygulamalarına baktığımızda iki vahim hatayı görmekteyiz. Bunlardan birincisi ‘nas’ inadıyla faizin baskılanması ve kurun ani önlenemez yükselişi, diğeri ise yap-işlet-devret ya da kamu-özel ortaklığı ile girişilen garanti ödemeli altyapı yatırımlarıdır.

Kapitalizmin yaşadığı üçüncü derin krizini henüz atlatamamış olması sonucunda merkez ekonomilerin çevresel konumlu ekonomilere nasıl saldıracağını iyi hesaplayamayan ülkelerin içine düşeceği kuyuya Türkiye düşmüştür. Ben bu durumu, finansal alanda yürütülen üçüncü paylaşım savaşı olarak tanımlıyorum.

Günümüzün finansal işlemleri üçüncü paylaşım savaşında muharebe alanlarıdır. Bu savaşta paylaşım araziler üzerinden değil, ekonomik kaynaklar üzerinden yapılmakta, finansal alanlar ise kaynak aktarım süreçleri olarak görülmektedir.

Yap-işlet-devret girişimlerinin garanti ödemelerinin 1935 yılına kadar sürüyor olmasının anlamı, bu süre içinde, çocuklarımıza ve/veya torunlarınıza kadar devam edecek bir harp tazminatı ödeyecek olmamızdır. Durum bu ise, 2025 yılını nasıl tahmin edebilirim ki! Bütçelere ve borç tablolarına baktığımızda borç geri ödeme ve faiz ödemelerinin giderek yükseldiğini görmekteyiz.

İzzettin Önder’in yazısı