Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Menajerlik ajansı işleten ve yapımcıları, kanalları ve dijital platformları yönlendirebildiği gibi, gözdesi olan oyunculara milyonlar kazandıran onunla iyi geçinmeyenleri sektörden silebilen Ayşe Barım popüler sanat sektöründeki kartelleşmenin-tekelleşmenin günah keçisi olarak hedefe alındı. Muhabbetin içine bir sürü dedikodu, özel hayat didiklemesi, siyasi eğilimler de dahil edildi. Serenay Sarıkaya, Ezgi Mola, Halit Ergenç, Bergüzar Korel, Hazal Kaya ve daha kimler kimler Barım’ın hiç yoktan yarattığı isimlerdi. Nihayet Serenay Sarıkaya ifadesi alınmak üzere savcılığa çağrıldı. Ayşe Barım’a da inceleme sürecinde yurt dışı yasağı getirildi.
Bu konuyu ilk gündeme getiren kişi öz geçmişinde ‘Samsun doğumlu bir Türk gazeteci’ yazan, daima iktidara yakın yayın organlarında kalem oynatmış Fuat Uğur. Konuyla ilgili ilk yazısını temmuz ayında yazmış ve kartelleşme konusu ilgililer tarafından incelenmeye alınmış… Neyse burası ‘çokomelli’ değil.
Sosyal medyada başlayıp görsel medyada harlanan kartelleşme ‘mücadelesi’ni derinleştirenlerin yöntemi yabancı değil. Belden aşağı vuruşlar, haksız kazanç iddiaları, siyasal eğilim ve etnik kimlik dedikodusu ile başlayıp itibarsızlaştırma ve değersizleştirme ile devam eden ve nihayet bir ya da birkaç kurbanın yargıya taşınmasıyla devam eden senaryo yine çalıştı.
Sanatçılar bu kartel zorlamasıyla Gezi direnişine katılmışlar, yerel seçimlerde ‘Her şey çok güzel olacak’ sloganıyla İmamoğlu’nu desteklemişler ama Suriye’ye yapılan üç operasyonu destekleyen tweet atmamışlar, Disney Atatürk dizisini yayımlamaktan vazgeçtiğinde ses çıkarmamışlar, Filistin’deki katliamlara hiçbir şey söylememişler ama ödül törenlerinde ellerine tutuşturulan kağıtlara yazılı protesto metinlerini okumuşlar. Bu kadar “-mış” “-muş” arasında boşalan öfke güya antitekel, antiemperyalist bir birikimden fışkırıyor. Neredeyse adı geçen sanatçıların yerine kayyım atayalım denecek. İş o noktaya geldi!