Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
MHP lideri Bahçeli’nin ısrarıyla ve onun hatırına ilerliyor süreç.
Bahçeli, son grup konuşmasında ne demişti:
“Gün bugündür: Ayrışmadan uzlaşmak, yönetimde kaynaşmak için varız… Barışın kaybedeni, savaşın kazananı olmaz; o halde barışla herkesin kazanması için hazırız ve buradayız.”
Bu bir ‘yanımıza, çizgimize bekliyoruz’ çağrısı. Çağrının muhatabını sormazsınız herhalde artık.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da dünkü grup konuşmasında bu çağrıya cevap gibi bir dil kullandı. Şöyle:
“Arkadaşlarımıza, bölücü örgütün lağvedilmesini sağlayacak çalışmaların, dikkatle ve çok yönlü bir şekilde yürütülmesi talimatını verdik… Gün, bugündür. Gün, kardeşlik günüdür. Gün, huzurun kapısını ardına kadar açma günüdür. Gün, tüm coğrafyamızda barışı, istikrarı, güvenliği egemen kılma günüdür.”
O hâlde devlet yani iktidar aklının artık netleştiğini, AK Parti’nin de kararını verdiğini ve davete icabetle MHP’nin yanına geldiğini, görüş ayrılıklarının kalmadığını ilan edebilir miyiz?
Acele etmeyin, derim. İflâh olmaz iyimserliğine rağmen Sırrı Süreyya Önder’in bile bunu yeterli kabul edeceğini sanmıyorum.
Şahsen ben, Ahmet Türk’ün göreve iade edildiğini görmeden ihtiyatı elden bırakmam.
Bahçeli sayesinde hapisten çıkan Mümtaz’er Türköne koymuştu bu ölçüyü, ben uydurmadım.
Türköne, 7 Ocak’taki Medyascope yazısında “süreci Ahmet Türk’e bakarak takip edin” demiş ve demeye getirmişti ki…
Ahmet Türk, kayyım atayanlara karşı Bahçeli’yi temsil ediyor. Erdoğan’la Bahçeli arasındaki görüş ayrılıklarının giderilip giderilmediğini, onun durumundan anlayabilirsiniz.