Türkiye bir kez daha 'basını özgür olmayan ülkeler' kategorisinde!

 

ABD’nin saygın düşünce kuruluşlarından Freedom House, basın özgürlüğünün giderek gerilediğini belirttiği Türkiye’yi 2015 yılında da ‘basını özgür olmayan ülkeler‘ kategorisine aldı.

Kuruluşun 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü günü için yayınladığı raporda, “Türkiye’nin medya ortamı, hükümetin saldırgan şekilde yeni yasal tedbirler ve sindirme yoluyla muhaliflerin sahip olduğu alanları daraltmasıyla daha da kötüleşti” ifadeleri kullanıldı.

sansur basin medya‘Yasal ortam‘, ‘siyasi ortam‘ ve ‘ekonomik ortam‘ olmak üzere üç başlıkta yapılan değerlendirmede Türkiye 100 üzerinden toplamda 65 puan elde ederek ‘özgür olmayan ülkeler‘ kategorisinde yer aldı.

İnternet sitelerine erişimin engellenmesi ve Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) izleme yetkilerini genişletilmesine dikkat çeken Freedom House, gazetecilerin, yolsuzluk ve milli güvenlikle ilgili konulardaki haberlere mahkeme kararlarıyla getirilen kısıtlamalar nedeniyle, daha önce ‘örneği görülmemiş‘ yasal engellemelerle karşı karşıya kaldığını belirtti.

Siyasi baskı vurgusu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere üst düzey politikacıların gazetecilere sözlü saldırılarda bulunduğu ve hedef gösterdiğinin ifade edildiği raporda, “Hükümet siyasi açıdan hassas konulardaki haberleri etkilemek amacıyla medya sahiplerine karşı elindeki mali ve diğer tür kozları kullanmaya devam etti” denildi.

Raporda, siyasilerden gelen baskılar sonucunda çok sayıda gazeteci ve köşe yazarının işini kaybettiği de hatırlatılarak, “İşlerini kaybetmeyenlerse giderek artan otosansür ve medya kutuplaşması iklimi içinde çalışmaya devam ettiler” yorumu yapıldı.

Yayın yasakları

MİT tırlarının durdurulmasına dair yürütülen soruşturma ve Soma’da 301 madencinin hayatını kaybettiği facia dahil çok sayıda konuya getirilen yayın yasaklarını hatırlatan Freedom House, “Hükümet yanlısı medya bu uyarıyı o derece geniş kapsamlı bir şekilde uygulamıştır ki ülkenin yaşadığı -301 kişinin ölümüne yol açan ve sektördeki güvenlik önlemlerinin yeterliliği hakkında ciddi soru işaretleri yaratan- en büyük madencilik facialarından biri pek çok ana akım medya kuruluşunda görünmez olmuştur” değerlendirmesini yaptı.

‘AA ve TRT üzerinde baskı arttı’

Özellikle 2013 ve 2014 yıllarında basına sızan belgeler ve telefon dinlemeleri, hükümetin kendisine sadık bir medya yaratmak yönündeki çabalarının kapsamını gözler önüne sermiştir” denilen raporda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bazı basın kuruluşlarının yöneticileri arasındaki telefon konuşmaları hatırlatıldı.

2014 yılında resmi yayın kuruluşu TRT ve yarı resmi Anadolu Ajansı üzerindeki hükümet baskısının arttığını belirten Freedom House, “Marttaki yerel seçimler ve ağustostaki cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında, hükümet yanlısı medyanın taraflı yayınları aşikar hale gelmiştir” tespitinde bulundu.

‘Tanınmış isimler internet için yazmaya başladı’

Yasal misilleme ve işini kaybetme endişesi Türk medyası içinde otosansürün yaygınlaşmasına yol açmıştır. Buna rağmen eleştirel haberler yapılmaktadır ve bazı gazeteciler hassas siyasi, dini ve toplumsal meseleleri gündeme getirmeye çalışmaktadır” denilen Basın Özgürlüğü Raporu şu ifadelerle devam ediyor: “Devam etmekte olan çok sayıdaki işten çıkarmanın bir yan etkisi, çoğu tanınmış yorumcunun artık siyasi baskılardan daha az etkilenebilen, daha küçük internet yayınları için yazmaya başlamalarıdır.

Medya patronları ve kamu ihaleleri

Medya sahipliğini hala kazançlarının büyük bölümünü medya dışı varlıklarından elde eden, özel sektördeki az sayıdaki holdingin elinde toplanmış haldedir” denilen raporda, AKP iktidarında kamu ihalelerine ilişkin kararların başbakanlıkta merkezileştirilmesiyle, bu holdingleri AKP çizgisine uymaya zorlamak amacıyla daha fazla kullanılır hale geldiği belirtiliyor.

Freedom House