Etyen Mahçupyan: Tanıma göre 1915 tehcirinin 'soykırım' sayılmamasına ihtimal kalmıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Bugün herkes hem kendisiyle hem de ötekiyle karşı karşıya ve istese de istemese de bir yüzleşme yaşanıyor. ‘Türklerin’ görmesi gereken basit bir gerçek var: Birleşmiş Milletler’in soykırım tanımına göre 1915 tehcirinin ‘soykırım’ sayılmamasına ihtimal kalmıyor.

Epeyce geniş tutulmuş olan bu tanım, belirli bir kimlik grubunun sadece bir kısmına bile, sırf o kimliğe sahip oldukları için ve grup halinde sistematik imha, zarar veya kültürsüzleştirme çabası içine girilmesine ‘soykırım’ diyor. Hatta hiç kimse ölmese bile, çocukların annelerinden koparılması da aynı adla karşılanıyor.

Bu eylem çerçevesinde ‘niyet’ tartışmasının önemli bir yeri var. Soru İttihatçı hükümetin yapılanları ‘bilerek’ yapıp yapmadığı. Ne var ki Ermeni tehciri art arda birçok kafilenin ölüme gitmesini ifade ediyor. İlk kafile için ‘iyi’ niyet iddiası öne sürülebilse bile, herhalde sonrakilerin ‘iyi’ niyetle yapıldığını söylemek zor.

Bu tabloya tehcirin tüm Anadolu’yu kapsadığını, Ermeni erkeklerin önceden askere alınarak amele taburlarında silahsızlandırıldığını, İttihatçı merkezin, Teşkilatı Mahsusa’nın ve dönemin İçişleri Bakanlığı’nın tehcirle sorumlu ilgili dairesinin arşivlerinin tümüyle yakılmış olduğunu ekleyelim.

O dönemde yaklaşık 2500 kilise ve 2000’e yakın okula ve olası tüm kişisel servetlere el konması, bu siyasetin Cumhuriyet döneminde de açıkça sürdürülmesi ise olayın tamamlayıcı bir unsuru.

Etyen Mahçupyan’ın yazısı