Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
İleriye bakmak ve Anadolu’nun ayakta kalmasının ancak yeni ve çağdaş bir oluşumla, bir millet ve devletle mümkün olabileceğini görebilen böyle bir düşünceyle, felsefe ve özgünlükle donanmış başka kimse yoktu.
O hiçbir maceraya kalkışmadı, gücünü asla şurada burada tüketmedi. Kurtuluşa, kuruluşa odaklandı sadece.
Bu özellik büyük dâhilere, yaratıcılara özgüdür.
23 Nisan 1920, yeni devletin ve ülkenin, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliği ve bu egemenliğin de kayıtsız şartsız milletin meclisi ile icra edileceğinin ilanı, Atatürk’ün devrimci ve yenilikçi bir kişiliğinin zorunlu bir sonucuydu.
19. ve 20. yüzyılın ve çağımızın en büyük ve sürükleyici liderinin bu topraklarda doğmuş olması ve kendi şansını tamamen kendisinin yaratması, olağanüstü bir serüvendir.
İyi ki var oldu. Tüm silah arkadaşlarıyla birlikte altın harflerle tarihe yazıldı.
En büyük eserinin içinde yaşıyoruz. Çok güçlü bir temel attı, bu millet bu temel üzerinde yeniden yükselecektir.