Yeni Türkiye’nin, ‘yeni resmi tarih tezi’, uzunca bir süredir ve bu arada güncel meselelere uyarlanarak yazılıyor.
…Sağ siyasetin, Kürt meselesine ilişkin açılımı Kürt- Türk Sünni İslam kardeşliğinin vurgulanmasından ibaretti, ‘barış süreci’ söylemi de büyük ölçüde bu kalıba döküldü. Bu söyleme göre, Kürtler ve Türkler arasında İslam kardeşliği seküler ulus devlet siyaseti dolayısı ile bozulmuştu, seküler ulus projesi Kürtleri dışlarken, muhafazakârların böyle bir sorunu yoktu.
Şimdilerde, HDP karşıtı hava yine aynı söylemi zorluyor; HDP’yi ‘Kürt Kemalizmi’ni temsil etmekle, ‘Kürtleri gerçek İslami kimliklerinden koparan büyük oyunun bir parçası’ olarak resmetmeye çalışıyor.
Oysa, şimdi Kemalistleri Kürt kimliğini inkâr ile itham eden sağ-muhafazakâr siyasetin, çok yakın zamana kadar Kürt kimliğinden bahsetmek gibi bir derdi olmadığı gibi, münhasıran İslamcılık da fazlasıyla milliyetçi- Türkçü idi. Şimdilerde mesafeli olmaya özen gösterdikleri, ‘Kürtlerin dağ Türkü olduğu tezi’ bu çevrelerin fazlasıyla benimsedikleri bir tezdi.