NUR BANU KOCAASLAN
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, hükümetin bir savaş provasında olduğunu savunarak, “Biz çözüm ve barışın çabası içindeyiz. Türkiye toplumu buna kani olursa AKP’nin yaptığı bu girişimler de boşa çıkacaktır” dedi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ağrı’nın Diyadin ilçesi yakınlarında yapılan operasyonda sivillerin askerlerin kurtarılmasına yardım ettiğini kesin bir dille reddetmiş, ancak Davutoğlu’nu yalanlayan görüntüler ortaya çıkmıştı. Başbakanı, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) de dolaylı olarak yalanlamış, bölge halkının davranışını da ‘takdire şayan’ bulup teşekkür etmişti.
Buna karşılık bölgedeki siyasi aktörler, TSK’ya o kadar da ‘müteşekkir’ görünmüyor. Çelişkili ölü ve yaralı sayıları, operasyonun neden yapıldığına dair soru işaretleri, birbirini yalanlayan kurumlar, karşılıklı provokasyon iddiaları derken operasyon bir süre daha yankılanacak gibi görünüyor.
Diken, son gelişmelerin bölgedeki yansımalarını, TSK açıklamalarına tepkileri, operasyonun çözüm sürecine nasıl yansıyacağını, DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek’e sordu.
Barış ve Demokrasi Partisi kapatıldıktan sonra kurulan DBP demokratik özerklik için mücadele yürütüyor.
Yüksek’in açıklamaları şöyle:
‘TSK’nın açıklaması askerlerin terkedildiğinin itirafıdır’

TSK’nın yaptığı açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Yaralı askerlerin sivillerin yardımıyla taşınmasını ‘takdire şayan’ bulup ardından “Vatandaşlarımızın Türk Askerine olan bağlılığının ve sevgisinin ne denli büyük olduğunu göstermiş, milletimizin birlik ve beraberliğinin güzel bir örneğini teşkil etmiştir” deniliyor.
Yanıltmadır. Oradaki davranış, TSK’nın değerlendirdiği gibi yurttaşların askerlere duyduğu sempati şeklinde bir yaklaşım değildir. TSK’nın yaptığı bir işgüzarlıktır, kendi yaptığının üstünü örtmeye çalışmaktır. Görüntülerde, yurttaşların askere hem insani bir yaklaşımla hem de tepkili ve öfkeli olduğu görülmekte. TSK’nın yptığı yanıltma ve altından kalkamadığı bir gerçeği kendilerine yontmadır. Önce sivillerin yardımını reddettiler, Davutoğlu’na bir açıklama yaptırdılar, biz görüntüleri yayınlayınca da işi çevirip sivil yurttaşların askere bağlılığı, minneti, sevgisi vs. diye çevirmeye çalışıyorlar. Hiç öyle bir durum yok.
Ancak bu şunun itirafıdır, oradaki askerleri sivil yurttaşlar tarafından kurtarılmıştır. Doğrudur, kendi askerlerini ölüme terketmişlerdir. Bunu bozan da sivil insanlar olmuştur.

Bir yandan da aradan kısa süre geçtikten sonra yeni bir açıklama yapıldı ve ‘canlı kalkan’ ifadesi reddedildi. Ölenlerden birinin sivil eski DBP Diyadin eski eş başkanı Cezmi Budak olmasının bununla ilgisi var mı sizce?
Türkiye toplumu Ağrı’da sivil inisiyatif geliştiren yurttaşlarımızın davranışını çok takdir etti. Tabi bunu reddedemiyorlar, Fakat bu sefer canlı kalkan olarak tanımlanmasını kabul etmiyorlar. Askeri ve sivil literatürde bu kavramı kabul etmediklerinden, klasik asker mantığıyla yaklaşmıştır. Peki onlar canlı kalkan değildir de nedir?
Saatlerce sabah saatlerinden itibaren, oradaki yurttaşlar çatışmaları engellemek için çaba gösteriyorlar, ancak yoldaki askerler bunu engelliyorlar. Bariyerlere, engellere rağmen oraya gidebilmeyi başardılar. Canlı kalkan budur, bedenini ortaya koymaktır. Neticede onların alana girebilmesiyle de çatışmalar durabilmiştir.
Videoda da görülüyor, sivil yurttaş “Biz sabahtan beri girmeye çalışıyoruz buraya, girebilseydik siz bu kadar beklemezdiniz” diyor. Asker de soruyor “Kim engel oldu size” diye. O zaman üslerini gösteriyorlar. Oradaki insanlar tam anlamıyla canlı kalkan faaliyeti gerçekleştirmiştir, maalesef o insanlardan birini de kaybettik.
‘Operasyon Cumhurbaşkanı’nın bilgisi dahilinde yapıldı’

Bir yandan da PKK’nın bölgede yer aldığı resmi kurumlarca bilinmeyen bir şey değil ancak yapılan açıklamalarda sık sık ‘baskı olduğuna dair ihbarlar’ alındığı, operasyonun bu yüzden yapıldığı söyleniyor. İhbar gelmesi ihtimali var mı?
Yaptıkları operasyonu meşrulaştırmak için, mesnetsiz, gerekçesiz söylemlerdir bunlar. Bizim oradaki bölge insanından aldığımız bilgiye göre, orada küçük bir gerilla grubu var, ancak herhangi bir temas yok. Herhangi bir baskı gösterdiklerine dair bir kanıt da yok. Bu tamamen üretilmiş bir gerekçedir, kamuoyuna başka ne diyeceklerdi peki? Biz durup dururken gittik operasyon yaptık mı diyeceklerdi? 10 Nisan gecesi saat 10’da korucu köyünde konuşlanıp daha sonra gece 2’ye kadar yol alıp orada bir operasyon gerçekleştiriyorlar.
Askeri bir nokta operasyonudur bu. Gece 2:30-3:00 sıralarında çatışma yaşanıyor. Bu bir operasyondur, TSK ısrarla bunun bir operasyon olmadığını söylüyor. Biz de gözlemlerimize göre söylüyoruz: Bu çok net bir askeri operasyondur. Belli ki Cumhurbaşkanı’nın Efkan Ala’nın Yalçın Akdoğan’ın bilgisi dahilinde gerçekleştirilmiş bir operasyondur. Bunun da amacı da seçimler yaklaşırken bu tür provokasyonlarla şiddet çatışma ortamı yaratıp, HDP’nin seçime odaklanmasını engellemek, etrafındaki ilgiiyi dağıtmak daha marjinal bir görüntü vermektir.
‘Hükümet seçimden sonra büyük bir savaşa hazırlanıyor’

Neden Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da bilgisi dahilinde olduğunu düşünüyorsunuz?
Dikkat ederseniz başından itibaren Davutoğlu ve Erdoğan’ın açıklaması buna yönelikti, “HDP karar versin, HDP buna ne diyor?” vs. Sayın Öcalan’ın 28 Şubat’ta yaptığı çok önemli bir çağrı var. Biz silahlı mücadeleyi bitirebiliriz, buna hazırız diyor. Biz silahlı mücadeleyi bitirebiliriz, eğer ülke demokratikleşmesi tamamlanacaksa diyor. KCK yönetimi de bunu kabul edeceğini duyurdu. Peki hükümet ne yaptı, hangi niyetini ortaya koydu? Hiçbir şey.
Hükümet gerçekten de bir savaş provası hazırlığındadır, seçimler öncesinde başlatarak HDP’yi bunun üzerinden baraj altında bırakıp, seçimden sonra da büyük bir savaşa hazırlanıyor. Açıkçası bizim görebildiğimiz budur. Çözüm sürecini bitirmeye, raydan çıkarmaya bunu yaparken de mesuliyeti karşı tarafa yüklemeye yönelik hamlelerdir. Türkiye kamuoyunun da bunları bilmesi lazım. TSK’nın operasyonla ilgili verdiği bilgiler gerçekleri yansıtmıyor.
‘Sadece Ağrı değil, kimse Siirt’i Şemdinli’yi bilmiyor’
Sizce operasyonun Ağrı’da yapılmasının özel bir sebebi olabilir mi?
Ağrı olmaz başka bir yer olurdu, Siirt, Şemdinli ya da başka bir yer. Ama şu var, bunun zemini nerede bulunur bunu araştırıyorlar. Bu nerede gerçekleştirilebilirse, ona göre deniyorlar. Siirt’te de denediler olmadı. Bakın sesleri duyuyorsunuz (uçak sesleri geliyor).
Ağrı’da suçüstü yakalandılar, halk çatışma ortamına girebildi. Biz aynı saatlerde oraya gittik, duruma müdahale ettik, kamuoyuna doğru bilgilendirmeyi yaptık. O yüzden Ağrı bu kadar gündem oldu. Kimsenin Şemdinli’de Siirt’te olanlardan haberi yok. Orada da benzer şeyleri denediler.
‘Paramiliter yöntemlerle bu süreci sürdürebilirler’
Bölge halkının bu gelişmelere bakışı nasıl? Çatışmasızlık ortamı varken, son dönemde TSK’nın bölgedeki hareketliliğini nasıl değerlendiriyor?
Halkın AKP’ye karşı tepkisi çok yüksek. Burada sokağa çıksanız herkes size benzer şeyler söyleyecektir. Bu olaylarla, çözüm sürecinin biteceği, çatışmanın başlayacağına dair endişe duyuyorlar. Birçok paramiliter yöntemlerle de bu süreci sürdürebilirler ve halk da bunu görüyor. AKP iktidarda kalmak için, Erdoğan’sa kendi kurguladığı diktatöryal yapıyı uygulamak için onlarca insanın ölümünü göze alabiliyor. Halk burada bunu farketmeye almaya başladı ve bundan endişe duyuyor. Fakat halk aynı zamanda duyarlı, provokasyonlara gelmemek açısından.
Siirt, Hakkari Şemdinli bölgesinde bu tür girişimler devam ediyor. Yakında bu tarz operasyonları daha fazla duyabiliriz. AKP’nin kontrollü olarak askeri operasyonlarla gerilimi tırmandırma politikası güdüyor. Bakın bir süredir toplumda barış havası ve de ciddi bir beklenti oluştu. Bu havayı dağıtıyorlar. AKP bu havanın kendisine yaramadığını düşünmeye başladı.
‘Türkiye toplumunun bize inanmasını istiyoruz’
Neden?
Oluşan barış ve çözüm havası HDP’nin toplumda daha fazla kabul edilmesini sağladı. Gerçek düşüncelerimizin daha fazla görülmeye başlamasını sağladı. Çünkü çatışma ortamı bizim sesimizi duyulmaz hale getiriyordu ama uzun zamandır halk sesimizi duymaya, anlamaya başladı. Türkiye toplumuna dokunabilir hale geldik. AKP bundan endişelenmeye başladı.
Türkiye toplumuyla oluşan bağımızın önüne bariyer koyma mücadelesi bu. Türkiye toplumundan bizim ricamız şu, gerçekler bizim anlattığımız gibidir, bunları görmelerini istiyoruz. Biz gerçekten çözüm ve barışın gerçekleşmesi için çaba içindeyiz. İnatla ve ısrarla da bu barış tavrını sürdüreceğiz. Eğer Türkiye toplumu da buna kani olursa AKP’nin yaptığı tüm bu girişimler de boşa çıkacaktır. Çünkü tüm hedefi toplum, toplumu yanıltmak.