Ünye Cumhuriyet Savcısı Mücahid Şamil Koca’nın, Aybastı’daki restoranda yaşadığı olaya ilişkin ilk haberler “Savcı, dolu olduğu için yemek yiyemediği mekânın sahipleri ve çalışanlarını gözaltına aldırdı” başlığını taşıyordu. Savcı’nın ifadesi ve yeni görüntüler ortaya çıkınca haber tam tersine döndü; “Ünye Cumhuriyet Savcısı darbedildi, çocuğu ve kayınvalidesi yaralandı!”
T24 ve Halk TV’den İsmail Saymaz’ın, ilk haberlerini düzeltirken, özür dilemeleri, yanlışın sorumluluğunu açık yüreklilikle kabul etmeleri olumlu bir tavırdı. Ancak her iki açıklamada da savcılık kaynaklarından bilgi alınamaması nedeniyle ilk haberin “eksik” ve “tek taraflı” olduğunun belirtilmesi, dijital medyadaki yaygın hatanın yinelendiğine işaret ediyordu. BirGün de ilk haberini düzeltip özür dilerken, haberin “eksik bilgiyle ve tek taraflı olarak servis edildiğini” kabul etti.
Doğru olan, bir haber eksik ve tek yanlı ise tamamlanmaya çalışılmasıdır. Eksik haber, haber değildir. Fakat son dönemde hız kaygısı her şeyin önüne geçti; eksiğin sonradan tamamlanması ve muhatabın cevabının sonradan eklenmesi yoluna gidilir oldu. Bu yöntem, Aybastı’daki gibi vahim ve dikkat çekici sonuçlara da yol açabiliyor.
Ne yazık ki, ilk haberlerin düzeltilmesinden sonra hemen tüm medyadaki Savcı Koca’nın şiddete maruz kaldığı haberlerinde de tek yanlı bir dil hakimdi. Savcı Koca’nın ifadesi ve açıklamaları aktarılırken, bu kez de tutuklanan restoran sahibi Erkan Güleç ve öbür restoran çalışanlarının savunmasına yer verilmemesi eksiklikti.
Bu haberlerin başka bir yanlışı da savcının alnı şişen bebeğinin mahremiyetinin ihlal edilmesiydi. Gerçek Gündem’de flulaştırılmadan kullanılan fotoğrafı, birçok haber sitesi de öyle alıntıladı. Babası vermiş de olsa doğru olan bebeğin üstün yararının gözetilmesi ve dijital ayak izi oluşmaması için yüzünün kapatılmasıydı. Bazen çocukları, ebeveynlerinin yanlışına karşı korumak da biz gazetecilere düşüyor.