
DR. FEYZA BAYRAKTAR
@FeyzaBayraktar_
info@feyzabayraktar.com
Son yıllarda hakkında en fazla konuşulan iki psikolojik problem -hiç şüphesiz- narsisistik kişilik bozukluğu ve dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu (DEHB). 20 senelik terapistlik kariyerimde 1 metrekareye hiç bu kadar fazla sayıda narsisistik kişilik bozukluğu ve DEHB’si bulunan kişi düştüğüne şahit olmamıştım. Gerçi tüm dünyada zaman zaman bazı psikiyatrik hastalıklar için gereğinden fazla tanı konur. Diğer bir deyişle bazı dönemler bazı psikiyatrik hastalıklarla ilgili tanılar artar. Bunun birçok farklı sebebi olmakla birlikte çoğu zaman konulan tanılar yanlıştır. Bunun bilimsel adı ‘overdiagnosis‘. Türkçe karşılık olarak ‘aşırı teşhis’ kullanılabilir.
Öte yandan, tam aksi yönde davranıldığı durumlar da olmuyor değil. Yani bazı tanılar olması gerektiğinden az konuyor. Bu durumun bilimsel adı da ‘underdiagnosis’. Türkçeye ‘eksik teşhis’ diye çevrilebilir. Bunun en temel sebepleri arasında o problemle ilgili farkındalığın azlığı, spesifik alanlarda uzmanlaşmanın yetersizliği ve dolayısıyla uzmanların bazı tanıları gözden kaçırma olasılığı sayılabilir. Sonuç olarak bazı nörogelişimsel bozuklukların ya da psikiyatrik problemlerin zamanında tanı almamış olması -kısa ve uzun vadede- hem insanın kendi yaşantısını hem de ailesinin yaşantısını olumsuz yönde etkileyebiliyor.
Asperger Sendromu nedir?
Asperger Sendromu, gözden kaçırılan tanılar arasında. Bunun temel sebebi, hem otizm spektrum bozuklukları hakkındaki bilincin azlığı, hem de doğru tanı için bu alanda uzmanlaşmış birini görünmek gerekmesi.
Otizm spektrumu bozuklukları, adından da anlaşılacağı gibi bir spektrum içinde değerlendirilir. Birçok alt tipi olduğu gibi, belirtiler kişiden kişiye değişebilir. Özellikle otizmin Asperger gibi işlevselliği -nispeten- daha az etkilediği türlerinde, doğru tanı çok geç yaşlarda konulabileceği gibi tamamen gözden kaçabilir. Ayrıca, Asperger Sendromu başka nörogelişimsel bozukluklarla karıştırılabileceği gibi diğer nörogelişimsel bozukluklarla aynı anda görülebilir. Dolayısıyla, doğru tanı için bazen kişiyi uzun süre takip etmek gerekebilir.
Asperger Sendromu, nörogelişimsel bir problem olan otizm spektrumunda yer alır. Yukarıda da bahsettiğim üzere işlevselliği -nispeten- daha az etkiler. Asperger olan bireylerin bilişsel becerileri genellikle ortalamanın üzerindedir. Yani birçoğu hayli zekidir. Dahi olarak bilinen birçok insanın Asperger olduğu söylenir. Bill Gates, Einstein, Newton, Steve Jobs gibi… Erkeklerde görülme oranı, kadınların dört katıdır. Emily Dickinson ve Susan Boyle, Asperger olduğu düşünülen kadınlar arasında yer alır. Yalnız, yanlış anlaşılmayı önlemek açısından belirtmem gerekiyor: Asperger olan her kişi dahi değildir.
Asperger olan kişilerin, hafızaları ve görsel bellekleri hayli kuvvetlidir. Sosyallik içermeyen spesifik konularda araştırmayı ve detaylı bilgi edinmeyi severler. Dolayısıyla hem akademik hayatta hem de kariyerlerinde üstün başarı gösterebilirler.
Matematik, fizik, satranç, dil öğrenimi, tıp, teknoloji gibi alanlarda diğerlerinden daha iyi performans sergileyebilirler. Dolayısıyla, özellikle bazı meslek gruplarında Asperger Sendromu olan kişi sayısı daha fazladır.
Öte yandan, çocukluklarından beri ‘zeki ama içine kapanık’ ya da ‘her dahi gibi biraz tuhaf’ gibi klişelerle etiketlendikleri için bilimsel temelli bir tanı almadan hayatlarına devam etmeye çalışırlar. Oysa, sosyal ve duygusal becerilerinin daha az gelişmiş olması, günlük hayatlarında birçok zorluk yaşamalarına sebep olur. Günlük, sıradan tutum ve davranışlar, Asperger Sendromu olan insanlar için zorlayıcı olabilir. Yaşadıkları topluluğa kendilerini ait hissetmemeleri, yani kendilerini farklı görmeleri, birçok psikolojik probleme sebep olabilir. Ayrıca, çocukluk ve ergenlik döneminde akranları tarafından sıklıkla zorbalığa maruz kalırlar.
Belirtileri
Asperger sendromu olan kişiler, sosyalleşmekte güçlük çeker. Dolayısıyla, fazla arkadaş edinemezler. Konuşurken göz kontağı kurmakta, bir sohbet açmak ve o sohbeti devam ettirmekte, beden dili okumakta zorlanırlar. Ayrıca ironileri ve ince esprileri anlamakta problem yaşarlar. Fiziksel temastan hiç hoşlanmazlar. Empati kurmak, diğer insanların duygularını anlamak, kendi duygularını paylaşmak onlar için güçtür. Konuşurken tonlamaları alışılmışın dışında ve robotik olabilir. Duygularını dışarı yansıtamadıkları için yüz ifadeleri sınırlıdır. Ritüellere ve rutinlere takıntılı derecede bağlıdırlar.
Sonuç olarak, sosyalleşmek ve bir grubun parçası olmak Asperger olan bireyler için zordur. Sosyalleşmenin önem kazandığı ergenlik döneminde Asperger Sendromu’nun sebep olduğu problemler, kişinin hayatını daha da zorlaştırır. Depresyon ve kaygı belirtileri artar. Duygularını yönetmekte zorlandıkları için öfke kontrolünde problem yaşayabilirler.
Çocuklukta ve ergenlikte sosyalleşmenin en kolay sağlanabileceği alanlardan biri sayılan bir spor takımına dahil olmak da sorunu çözmeye yetmez. Asperger Sendromu olan kişiler, genellikle sportif faaliyetlere yatkın değildir. Bedensel koordinasyonu sağlamakta problem yaşarlar. Sakarlık belirgin özelliklerinden biri olarak sayılabilir. Yalnız, az da olsa spor alanında çok başarılı Asperger olan ünlüler de vardır.
Yüksek sese ya da parlak ışıklara, yiyeceklerin tatlarına aşırı hassasiyet gösterebilirler. El yazıları genelde kötüdür. Öte yandan, çizim yaparken her şeyi tüm detaylarıyla çizebilirler. Dolayısıyla, karikatür ya da çizgi roman çiziminde de başarılıdırlar.
En sevdiğim dizilerden ‘The Big Bang Theory‘de dahi bir fizikçi olan Sheldon Cooper karakteri, dizide hiç dile getirilmese bile Asperger Sendromu’nun tüm belirtilerini gösterir. Her ne kadar dizide obsesif kompulsif bozukluğu ön plana çıkartılsa bile Engin Günaydın’ın canlandırdığı ‘Galip Derviş’ karakteri de Asperger Sendromu’nun belli başlı semptomlarına sahiptir.
Asperger Sendromu’nun oluşmasındaki sebep tam olarak bilinmese de genetik etkenler ve prematüre doğum, zemin hazırlayan etkenler arasında sayılabilir.
Tedavisi
Bilişsel becerilerinin kuvvetli olması, Asperger olan birçok insanın sosyal ilişkiler kurmayı öğrenmesine yardımcı olsa bile profesyonel destek almadan duygusal ve sosyal gelişimi ileri seviyeye taşımak pek mümkün olmaz.
Asperger sendromu teşhisi ne kadar erken konursa kişinin ihtiyacı olan tedavi ve destek o kadar etkili olur. Teşhisi alanda uzmanlaşmış bir ruh sağlığı uzmanının koyması önemlidir. Çünkü Asperger belirtileri herkeste farklı seyredebilir. Tedavide nasıl bir yol izleneceğinin belirlenmesi, kişisel farklılıklara bağlıdır. Ayrıca, Asperger Sendromu’yla seyreden nörogelişimsel bozukluklar ya da psikiyatrik bozuklukların da tedavi edilmesi gerekir.
Asperger Sendromu’yla en sık görülen nörogelişimsel ve psikiyatrik bozukluklar arasında, hiperaktivite ve dikkat bozukluğu, yeme bozuklukları, kaygı bozuklukları, duygu durum bozuklukları ve obsesif kompulsif bozukluk sayılabilir. Psikiyatri uzmanı gerek görürse ilaç tedavisi, sosyal ve duygusal becerilerin gelişimine destek olması açısından psikoterapi desteği ve konuşma terapisi tedavi sürecinde yardım eder.
Gelişim bir bütündür. Dolayısıyla, çocuğun bedensel, bilişsel, duygusal ve sosyal gelişiminin birbiriyle olabildiğince dengeli ilerlediğinden emin olmak gerekir. Tabii ki herkesin daha baskın olduğu özellikleri vardır. Yalnız, kişinin yeterince kuvvetli olmadığı alanlar günlük hayatını sürdürmesini zorlaştırıyor, diğer bir deyişle işlevselliğine olumsuz şekilde yansıyorsa mutlaka bir ruh sağlığı uzmanına başvurmak gerek.