Prof. Dr. Yıldırım: 'Zeytin Ağacı' disizinde suç işleniyor

MESUDE DEMİR

Dijital platform Netflix’te ikinci sezonu yayınlanan ‘Zeytin Ağacı’ dizisi, ‘aile dizimi’yle tedaviyi yeniden gündeme getirdi. Üstelik bu kez yöntemi eleştirenler ‘bilimsel tutuculuk’la suçlanıyor.

Türkiye Psikiyatri Derneği Başkanı Prof. Dr. Ejder Akgün Yıldırım, “Dizide ‘Psikiyatri ve ilaçlar kötü, bunun yerine mucizevi bir yöntem var’ denilerek açıkça halk sağlığı suçu işleniyor” dedi.

Bilimsel olmayana karşı çıkmak ‘tutuculuk’ mu?

Dizi, üç ana karakter etrafında dönüyor. Doktor Ada, sosyal medya ünlüsü Leyla ve avukat Sevgi.

Üçlü, ilk sezonda kanser olan Sevgi için Ayvalık’ta bir doktorun aile dizimi yaptığı kampa gidiyor. Karakterlerden her birine aile dizimi yapılıyor. Aile dizimine göre özetle, ailede önceki kuşaklarda yaşanmış travmalar, sonraki kuşaklara aktarılıyor. Bu miras, şimdiki sorunlara yol açıyor. Sorunlarının sebebi, faili aslında kendisi değil, geçmiş kuşakları. Bunu fark edip örneğin ağaç dikmesiyle (ya da aile dizimini yapanın başka bir önerisiyle) sorununu çözebiliyor.

İkinci sezonda tehlikeli bir şey daha yapılıyor. Bilimle, aile dizimi yöntemi karşı karşıya getiriliyor. Doktor Ada aile dizimini savunurken meslektaşlarınca eleştiriliyor. Çalıştığı hastaneden gönderiliyor. Ada meslektaşlarını ‘bilimsel tutuculuk’la suçluyor.

Aşı karşıtlığından bir farkı yok

Dizinin yeni sezonunu izleyenler, hekimlere aile dizimini sormaya, talep etmeye başladı bile.

Son dönemde bilimsel ilerlemeyle ters orantılı olarak tıbbi uygulamalara yönelik yıkıcı bir yaklaşımın türediğini belirten Yıldırım şunları söyledi: “Savunucularının argümanları bilim dışı. Ancak sosyal medyanın da etkisiyle eğitimli denebilecek bir grupça destekleniyor. Yaşananlar akıldışı bir hal alıyor. Aile dizimi savunusunun aşı karşıtlığından bir farkı yok. ‘Depresyonda, kanserde, enfeksiyonda ilaç kullanmayın’ diyenlerle aynı zihinsel yapıyla karşı karşıyayız.”

Zarar verebilir

İnsanların geçmiş yaşantıları, travmaları ruhsal yapıyı etkiler. Etkileme bilgisi sayesinde 19’uncu yüzyılda modern psikiyatrinin, psikoterapinin gelişimi, sinir sisteminin çalışma dinamiği tanımlandı. Psikoterapinin tarihi bu bilgiyle başladı. Ancak aynı zamanda tüm tıbbi girişimler gibi psikoterapi, uygulama sınırlarını da oluşturarak gelişti. Çünkü yanlış uygulandığında zarar verebilen, aynı cerrahi müdahale ya da ilaç tedavisi gibi teknik detaylarıyla ‘Önce zarar verme’ ilkesiyle mümkün bir tedavi şekli. Aile diziminin ise henüz sınırları yok. Çok örseleyici, zarar verici sonuçları olabilir.

Terziye özenen kişinin kumaş dikiyorum diye kalp ameliyatı yapması gibi

Aile dizimini ‘felaket’ olarak değerlendiren Yıldırım şöyle devam etti: “Aile diziliminde psikiyatrik açıdan en hassas diyebileceğimiz, ruhsal travması olan bireylere spritüel törenle, grupça ve travmatize edilecek şekilde müdahale ediliyor. Terziye özenen kişinin kumaş dikiyorum diye kalp ameliyatı yapması gibi.

Bir doğru bilgiyi, onlarca zarar verici yöntemle birleştiren ama insanları ‘Tüm sorunlar senden önceki geçmişe ait, geçmişin suçu’ diyerek kısmen de sanal gerçeklik yaratarak mutlu eden yanı var ki bu en tehlikeli kısmı. Aile diziminde ‘Sen fail değilsin’ deniyor. Yani ‘Eylemlerinin sorumluluğu sana ait değil.’ Hastalara duymak istediklerini söylüyorlar. Bu hepimize çok iyi gelir. Tam ihtiyacımız olan bir yalana kavuşmuş oluruz.”

Ağır suç işleniyor

Peki böyle ‘mucizevi’, iddialı ve tıp dışı söylemler nasıl hızla taraftar buluyor? Yıldırım şunları söyledi: “Bunun arkasında, insanların olası çözümsüz durumlar karşısında aciz hissetmemek için bir tür baş etmeyi sağlayan inanç geliştirmeleri var. O nedenle ‘Şeker hastalığı yok’, ‘Tuz zararsızdır’, ‘Covid hiç olmadı’ gibi söylemlere kolay inanıyorlar. İnsan ruhsallığında kısmen bir etkisi olan kuşakaşkın süreci çarpıtıp ‘Her şey senden önceki geçmişin suçu’ da rahatlatıcı oluyor tabii.

Ayrıca toplumda bir kesim komploya eğilimli. Bunlar da modern tıbbı değersizleştirme çabasında. Asıl sorun eğitimsiz kişilerdeki bu eğilimleri besleyecek argümanların maalesef hekim kimliğiyle üretilmesi. Bu ağır bir suç.”

Aylin Dağsalgüler: ‘Kızıl Goncalar’da din-bilim, ‘Zeytin Ağacı’nda hurafe-bilim çatışması

Zeytin Ağacı konuşturuyor: Aile dizimi nedir, bizi hasta eden geçmiş travmalar mı?