Çağlayan’da bir savcı hayatını yitirdi. Çağlayan’da bilinçleri örgüt tapıncıyla dolmuş, 20. yüzyıldan kalma siyasal şiddeti 21. yüzyıla da taşıyan, sosyalizm ülküsünü namluların ucunda arayan bir ‘sol sapma’nın temsilciliğine soyunan DHKP-C’nin saflarında yer almayı seçmiş, öldüren ve kendileri de ölüme giden iki genç de öldü.
‘Devrimcilik’ olarak tanımlanmak istenen ve iki genci öldürmeye ve ölmeye yollayan bu karar, buram buram provokasyon kokan bu eylem nerede, nasıl, kimler tarafından planlandı ve uygulamaya sokuldu bilemem. Şu aşamada kendilerinden başka bilen olduğunu da sanmıyorum.
Ancak şunu söylemek mümkün ve kanımca yanlış değil: Haziranda çok, ama çok önemli bir genel seçime hazırlanan bir ülkede siyasal literatürdeki deyimiyle söylersek ‘destabilizasyon’a, yani istikrar ortamını yok etmeye hizmet edeceği kesin.
Keza zaten kör topal yürüyen, öfkelendirici zikzaklar, neredeyse sil baştan dedirtecek gitgellerle yürüyen “barış süreci”ni daha da zora sokacağı da kesin.