Barış Terkoğlu: Yazdığım hiçbir şeyden pişman değilim

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Altın ateşle sınanır, insan zorlukla… Mahkeme başkanı, “Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme” diye başladığı kararı iki yıl hapis cezası diye bitirdi. Kapıdan çıktığımda gülerek “Beni tanımışlar” dedim. Çünkü kararda “sanığın pişmanlık duymaması” yazılmış, kravat takanlara bile uygulanan indirim uygulanmamıştı. Bir de “bir daha suç işlemeyeceğine dair mahkememizde kanaatin oluşmaması” diye başlayıp “cezanın sanığın geleceği üzerindeki uslandırıcı etkisi” ifadeleriyle devam ederek başkalarına yapılan ertelemenin neden bana uygulanmadığı söylenmişti. “Militanlaştırılmış yargı”nın beni düşman olarak görmesi karara yansımıştı. İnkâr edemem, yazdığım hiçbir şeyden pişman değilim, “Bir daha yapmam” da demiyorum. 

Aslında savunmamda da “Ben bu hikâyeyi bir yerden hatırlıyorum” dedim. Zira gazetecilik yaşamımda ilk sanıklığım yine “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme” dendi. Bileğime kelepçe ilk kez o davanın duruşmasına giderken takılmıştı. Utanmamı bekliyorlardı, ben ise bir ödülü gösterir gibi kaldırıp göstermiştim.

15 yıl önceki hikâye, “iftar fotoğrafları davası” diye tarihe geçti. Ergenekon kumpasının hazırlayıcıları, davaya beş kala, iftar bahanesiyle buluşmuştu. Tarafsız olması beklenen hâkimler; Fethullahçı savcı ve polislerle kol kola poz vermişti. Yargı, Emniyet, ordu; Fethullahçı çetenin elindeydi. Yargının halinin fotoğrafını kimse yayımlayamıyordu. “Ben yaparım” dedim. Ardından “Terörle mücadelede hedef almış kişileri hedef gösterdi” diyerek Ergenekon davalarının görüldüğü mahkemede yargılamaya başladılar. İşin tuhaflığı, duruşmanın hâkimi, fotoğraflarda poz verenlerden biriydi. Kendi fotoğrafının yayımlanması hakkında karar verecekti.

Sonunda ne mi oldu? Ben bir iftar fotoğrafı nedeniyle yargılanırken fotoğraftaki hâkim, savcı ve polisler “terör örgütü üyeliği”nden tutuklandı. Benim dava da unutuldu gitti.

Barış Terkoğlu’nun yazısı