Medya mensuplarının, “eskiden üç bakan çekilirdi; şimdi neden seçim meydanlarında?” şeklinde sorgulamalarına şaşırmamak elde değil. Neden? Çünkü anayasal ve siyasal tasfiye operasyonu olarak 2017 kurgusu, Yürütme yetkisini Cumhurbaşkanı’na tarafsızlık statüsünü koruyarak verdi ve bakanları, siyaset dışına çıkardı. Buna göre, siyaseti CB yapacak; bakanlar ise onun tercihlerini uygulamaya koyacak. Öyle ki, bakanlar müdür atama yetkisine bile sahip değil, sicil amiri hiç değil. Şu halde, hiçbiri siyaset yapamaz.
Ya uygulama? Anayasa ile bağdaşmadığı halde CB, parti genel başkanı oldu. Statüsünü, diğer partileri bastırmak için kullanan CB, bakanları, diğer adaylar karşısında devlet gücünü kullanmak için sahaya sürdü.
CB’nin ve bakanların siyasal faaliyetleri Anayasa dışı. TBMM’ye vurulan ters kelepçe olarak nitelediğim Cumhur İttifakı da, 2017 kurgusu ile çelişiyor.
Bu saptama, kurgunun Cumhuriyet’in niteliklerini zedelediği gerçeğini gizlememeli. Yandaş medyanın CB yerine ‘başkan’ hitabı, gerçekçi. ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi’ (CBHS) ise, yoklukları gizlemeye yönelik sanal bir kavram.
Parti Başkanlığı Yoluyla Devlet Başkanlığı ve Yürütme’ (PBDBY) uygulaması ile aslında Türkiye Cumhuriyeti, Temmuz 2018’de fetret dönemine sokuldu.