Krizin ikinci aşamasında, piyasaya, bankalara ve dövize müdahale başladı. Söz gelimi 100.000 dolar dövizinizi bankadan bozdurmakla, döviz büfesinden bozdurmak arasında 80.000 TL fark var.
Eğer bu ikinci aşamada Türkiye IMF’ye gitmez ise, istikrar programı yapmaz ise, müdahale derinleşecektir. Çünkü, MB rezervleri yeniden düştü. Kısa vadeli dış borç stoku arttığı için, dış borçları çevirme zorlaştı.
Bundan sonra kur artışı ve döviz sıkıntısı nedeni ile aramalı ve hammadde ithalatının finansmanı zorlaşacaktır. Üretimde aksama olacak. Büyüme oranı düşecektir.
İç üretimde düşme yaşarsak, ithalat talebi artar. Ancak aynı zamanda döviz sorunu nedeni ile ithalata engeller gelecektir. İnşallah olmaz ama İlaç kıtlığı yaşayabiliriz.
İthal ve üretimin düşmesi arz yetersizliği yaratacak ve mal kıtlığı karaborsa, fiyat artışı daha da hızlanacaktır.
Eğer hükümet aklını başına almaz ve Radikal dönüş yapmaz ise kriz üçüncü aşamada dip yapar. Bu aşamada
Türkiye dış borçlarda temerrüte düşebilir.
Eksi büyüme yaşarız. Enflasyon artar, işsizlik artar.
Sosyal sorunlar tırmanır.