Ayça Söylemez: Yargılananlar sadece erler ve çok sonradan dosyaya dahil edilen 'küçük rütbeliler'

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bugün 19 Aralık. Hayata Dönüş Operasyonu’nun 23. yıldönümü.

Operasyon 19 Aralık’ta, sabaha karşı başladı ama o sabaha gelen süreç çok öncesinden planlanmıştı.

Hayır, o süreç açlık grevleriyle de başlamadı.

Süreç, siyaseten 12 Eylül darbesiyle, teknik olarak da ölüm oruçlarından bir ay önce başladı: 25 Eylül 2000’de.

23 yıl önce yazılan bu rapordaki plan, hiç sekmedi.

Hem psikolojik harekat kısmında hem de faillerin yargıdan bağımsız tutulmasında fire verilmedi.

Operasyon öncesi tıkır tıkır işletilen süreç, sonrasındaki yargı sürecinde de aynı planlılıkla sürdü: Cezasızlık süreci.

Ölümlerle ilgili geriye kalan, sadece Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen bir dava. O da zamanaşımına uğradı, uğrayacak…

Yargılananlar ise sadece erler ve çok sonradan dosyaya dahil edilen “küçük rütbeliler.”

Dönemin siyasiler ve üst düzey bürokratları ise ancak son birkaç yılda tanık olarak mahkemeye davet edildi. Bazıları teşrif etti, bazıları ona da tenezzül etmedi.

Ve 23 yıldır konuşan “üst düzeylerin” hepsi, o gün yaptıklarını savundu.

Siyasi sonuçlarını bugün daha net gördüğümüz, yeni Türkiye’nin taşlarını döşeyen önemli eşiklerden biri olan o operasyonun planına “sadık kaldılar”.

Ayça Söylemez’in yazısı