İktidar profesyonelleşti, dengesini bozup arafta bırakıyor toplumu.
Mesela en çok zammı içkiye yapıyor. İnatla içeceğim dersen o kazanıyor, “İçmiyorum ulan o zaman, vergim cebine girmesin” dersen yine o kazanıyor, yaşam şekline müdahaleyle.
Herkes çılgınca yoksullaşıyor, benzin zammına karşı çıkacaksın ama onca yoksulluk varken araban mı var senin? Dikkat çekme o zaman, elalem ekmek bulamıyor, sus otur.
Merdan Yanardağ’ı Öcalan yüzünden tutukluyor ki sen gazeteciyi savunurken doğru cümle kurmakta zorlanıp Öcalan savunur pozisyona düşmekten ve suç işlemekten korkasın, sesin gür çıkmasın.
Tecridi, hasta tutsakları Fethullahçılar üzerinden haberleştiriyor ki hak savunucusunu cemaat savunur duruma sokup suçlayabilsin.
Kavramlar atıyor ortaya ve jenerikleştiriyor. İktidar dili pelesenk oluyor dile, oradan açtığı yoldan yürüyor.
Mesela FETÖ diyor, Fethullah Terör Örgütü. Cemaat kelimesini çekti aradan cımbızla, diğer cemaatler kurtuldu oklardan. Rahatça devlet kadrolarına sızabilirler yeniden.
Faiz Lobisi diyor, dümdüz tercüme hatasından hedef yarattı, yurttaş faizin adından korkuyor, para her gün hiç oluyor. Foncular diyor. Devletin kurumları fonlarla ayakta kalıyor ama sinemasına, ekoloji projesine AB fonu alan terörize oluyor.
Biz de üretilmiş, uydurulmuş kavramlarla yani iktidar diliyle iktidara yanıt yetiştiriyoruz. O da sosyal medyadan. Meydanda olanlar; bildiğiniz gibi sayısı 5-10 bini geçmeyen kahramanlar.
Bazen diyorum ki Gezi Davası’nı on binler takip etseydi de tüm trafik duruşma yüzünden kilitlenseydi dava günlerinde, tutukluluk çıkmazdı belki.
Bir gazeteci tutuklandığında ülkenin 81 ilinde insanlar ellerinde gazete ile “Yazıyor yazıyor hukuksuzluğu yazanı tutukladılar, hala yazıyor” diye gezseydi, otobüslerde, metroda yüksek sesle gazetecinin haberlerini okusaydı, haberler misliyle yayılsaydı, hala gazeteciler tutuklanır mıydı? Bir doktor şiddete maruz kaldığında sağlık emekçileri tüm yurtta hizmeti durdursaydı her seferinde, böylelikle kalkan elin önünde önce diğer yurttaşlardan bir duvar olmaz mıydı kendiliğinden? İş cinayetlerinde şalterler inseydi de işverene bedeli misliyle olaydı ölümlerin, tedbirler artmaz mıydı?
Bazen diyorum ki “O da olmasa hiçbir şeyden haberimiz olmayacak” sandığımız sosyal medya olmayaydı gerçekten, öfkemizin debisi yatağından taşar mıydı?
Barış Pehlivan 8 aylığına yeniden cezaevine girecek. Her gün tweet atıyorum işte ben de #BarışınHakkı diye, binlerce insanla beraber.
Göz göre göre, dün kitap fuarlarında söyleşide, üç güne cezaevi.
İnsan aynada kendine bakınca, zoruna gidiyor.
Gitmiyor mu sizin de?