Kiraların yüzde 25 ile sınırlı tutulması, mülk sahibinin servetine kanun yoluyla el konulması demektir. Bu yolla mülk sahibinin, enflasyon oranı -yüzde 25 farkı kadar geliri devlet eliyle kiracıya transfer edildi.
Mülk sahibinin fırsat gelirine de el konulmuş oldu. Zira 1 milyonluk ev, 5 milyona çıktıysa ve kira zorla enflasyonun altında tutuluyor ise, konut yatırımı diğer yatırımlara göre, zarar ediyor demektir. Yani “devlet eliyle piyasada haksız rekabet oluşturuluyor.” demektir.
Dahası, bu uygulama emekli ikramiyesi veya tasarrufu ile ev almış ve geçimini bu yolla sağlayanları aç bırakmak anlamına gelir.
Bu uygulama aynı zamanda mülkiyet güvencesini ortadan kaldırır. Yarın da aynı hükümet; döviz karşılığı TL veriyorum der ve döviz tasarruflarına el koyabilir.
Gerçekte ise devletin ilk görevi, halkın mülkiyetini korumaktır. Mülkiyet güvencesi zedelenirse, yabancı sermaye gelmez, yerli ve yabancı yatırım yapmaz, dolar-altın yastık altına girer, tasarruflar yurt dışına çıkar.
Kaldı ki, kiralara sınır getirilmesi hukuki açıdan da doğru değil. Anayasanın 22. maddesine göre;
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar ancak kamu yararı amacı ile kanunla sınırlanabilir.”
Kara yolu yapılması kamu yararınadır. Ama ev sahibinin cebinden alıp, kiracıya vermekte kamu yararı değil, kişilerin yararı ve zararı vardır.