Mersin’de vahşice katledilen Özgecan Aslan’ın öğretmeni Sultan Koç, FİL dergisinin bu ayki sayısına öğrencisini yazdı.
İlişkilerini, “Biz hem öğretmen-öğrenci, hem anne-kız, hem dosttuk” sözleriyle tanımlayan Koç, “Sanki bir gün başına böyle bir olayın geleceğini biliyordu” dedi.

‘Kaplumbağanın açlığını bile dert edinen kız’
“Biz hem öğretmen-öğrenci, hem anne-kız, hem dosttuk. Bana bütün derdini anlatırdı. Özel konularını paylaşmak istemem ama ailesiyle ilgili ve kendi özel hayatıyla ilgili hep dertleşirdik. Çok güzel bir insandı ama aldılar onu. Her yönüyle çok güzeldi o. Hayata çok pozitif bakardı Özgecan. İnsanlar için iyi bir şeyler yapmayı adeta kendine ilke edinmişti. Herkes için elinden geleni yapmak için çırpınırdı.
Bir haksızlık gördüğünde tahammül edemez, hemen tepki gösterirdi. Sonucunun kötü olacağını hesap etse de tepkisiz kalmazdı. Zaten ölümü de bu şekilde oldu kızımın. O spreyi de üniversiteye başlarken babası almıştı, geç saatlerde dönüyor diye. Sanki bir gün başına böyle bir olayın geleceğini biliyordu. Çünkü hep kendini korumayı bilmesi gerektiğini söylüyordu. Bunun için bir dönem karate kursuna da gitmişti.”
“Bizim şehir merkezinden uzakta bir çiftliğimiz var. Hafta sonları bazen oraya giderdik. Gelir gelmez bir koşuşurdu. Orada sürekli ağaçları sulardı ve hayvanlar aç kalmasın diye değişik yerlere yiyecekler bırakırdı. Bir kaplumbağanın açlığını bile dert edinirdi. Öyle sevgi doluydu Özgecan.”
