Argümanlarıyla, ifade ve hitabet yeteneğiyle, liderlik kumaşıyla, zekasıyla ama en çok da temiz kalbiyle Kürtler kadar, belki de daha çok, seküler, zihni açık, sol ve ortanın solundaki kesimler için ‘aradığınız lidere galiba ulaşılıyor’ hissi yaratıyor Demirtaş.
Çünkü bu ülkede bir Kürt olarak doğmuş olmaktan gelen sorunların aslında Türkiye’nin çoğunluğu için geçerli olduğunu anlatabiliyor.
Çünkü ezilmiş, haklarından mahrum bırakılmış, ötelenmiş tüm gruplar için cümle kurabiliyor.
Ve bunu, yeni yetişen Kürt nesli gibi, onların bir temsilcisi olarak, onların ‘deyimler sözlüğünü’ kullanarak, ajitasyon yapmadan, espriyle, sağlam ve sakin tezlerle dile dökebiliyor.
İronik biçimde, Türkçe’yi anadili Türkçe olanlardan kat be kat iyi kullanıyor, üstelik Türkiye’nin yaralarını derinleştirmek değil kapamak üzere kullanıyor.