MERT YILDIZ
mertyldz@gmail.com / @my2048
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın istifasının gündeme gelmesiyle ‘İç Güvenlik Paketi’ arasında sıkı bir ilişki var. Hayır, Babacan çok idealist olduğu ve bu yasayı tasvip etmediği için istifa etmek istediğinden değil. Babacan istifa etmek istediği için bu tür yasalara artık daha fazla ihtiyaç olacak.
Neden mi?
Önce son birkaç günde ne olduğuna bakalım.
Geçen gün Ali Babacan’ın, dün Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın istifa ihtimali gündeme geldi.
Yüzeyde görünen neden, Erdoğan’ın Merkez Bankası’nın politikalarına çok karışıyor olması. Buna göre Başçı ve onu savunan ‘liberal görüşlü’ Babacan bu durumdan memnun değil. Hatta Babacan ve Başçı o kadar bağımsız ki ‘Biz işimizi rahat rahat yapamayacaksak basar istifayı gideriz’ diyorlar.
Gerçekler her zamanki gibi manşetlerden çok farklı…
Babacan’ın en büyük başarısı hiçbir şey yapmamak
Sene 2002. Dönemin ekonomi bakanı Kemal Derviş. Türkiye’nin örnek ekonomi programının mimarı. Dönemin başbakan yardımcısı Devlet Bahçeli bir erken seçim diyor. Seçime gidiliyor. AKP başa geliyor. Ekonomi bakanı olarak Ali Babacan diye bir zat geliyor. Giden, ekonomi konusunda dünya çapında zirvye tırmanmış, Dünya Bankası’nın iki numarası olmuş Kemal Derviş; gelen ise babasının tekstil firmasını yöneten Babacan…
İşte bu yüzden AKP’de en çok saygı duyduğum insan hep Babacan oldu. Bakanlığı devraldığında derin bir ekonomi bilgisi olmamasına, henüz 35 yaşında olmasına rağmen selefinin gölgesinde kalmadı çünkü.
Aslında yaptığı en iyi şey hiçbir şey yapmamaktı. Derviş’ten kalan ekonomi politikalarının iyi politikalar olduğunu gördü ve değiştirmedi. AKP 2007 seçimlerinde yüzde 46 oy aldıysa bunu büyük ölçüde Babacan’a borçluydu.
Gezi öncesi Babacan ana muhalefet lideri gibi konuşmaya başlamıştı. Önümüzdeki riskleri ve ekonomi politikarlında neler yapılması gerektiğini anlatıyordu hep. İnsan ister istemez ‘Eee kardeşim iyi de bunları yapacak tek insan sen değil misin?’ diye düşünüyor. Ama yapamıyordu işte, eli kolu bağlıydı.
‘Bizden biri’ arayışı
2006 yılında Süreyya Serdengeçti’nin Merkez Bankası başkanlığı süresi sona erince, AKP’de ‘bizden birisi’ arayışına geçildi. Merkez Bankası’nın bir geleneği vardır. Başkanlar hep içerden seçilir. Bankaya bakıldı ‘bizden’ kimse bulunamadı.
‘Bari anlı secdeye varan birisi bulalım’ dediler. Durmuş Yılmaz’ı getirdiler.
Ama Yılmaz gerçek bir lider çıktı. Siyasi iradenin istediği gibi faizleri devamlı indirse de bunu zamanın koşulları gerektirdiği için yaptı, siyasiler istediği için değil. Yeri geldiğinde siyasilere karşı sert çıkışlar bile yaptı. Yaptı ama onun da süresi bitince ipi çekildi.
Yılmaz-Başçı farkı
2011 yılında başkanlık için Cemaat’in yükselen yıldızlarından Erdem Başçı’nın ismi gündeme geldi. Babacan onayladı. Malum, sınıf arkadaşıydı.
Erdem Başçı belki Türkiye’nin ekonomi konusunda yetiştirdiği en zeki, en başarılı akademisyen olabilir. Türkiye’nin para politikasını değiştirdi. Değiştirmekle kalmayıp diğer gelişmekte olan ülkeler için bir ilham oldu. Gelin görün ki faizi artırması gerektiği zaman o da siyasilerden tokat yemeye başladı. Yılmaz’dan en büyük farkı Başçı’nın ses çıkarmamasıydı.
Bağımsızlık triplerinden Erdoğan’a gına geldi
Son perdeye gelindiğinde artık Erdoğan’a Merkez Bankası’nın bağımsızlık triplerinden gına gelmişti. Yüklendikçe yüklendi. Başkan Başçı muhtemelen istifa etmek istedi, çünkü işini doğru düzgün yapamıyordu.
Babacan için durum biraz daha farklıydı. Babacan Erdoğan için yapmadığını bırakmamıştı. Gezi Parkı olayları olduğunda iki kere düşünmeden kendisini siyasete sokan Gül’ün değil, Erdoğan’ın yanında yer almıştı. Twitter yasaklandığında Babacan Türkiye’nin Davos’u olan Uludağ Ekonomi Forumu’ndaydı ve yabancı gazetecilerin Türkiye’de özgürlüklerle ilgili sorularını yanıtsız bırakıp salondan çıkmak zorunda kalmıştı.
Karşılıksız aşk
Son dönemde o da ekonomideki yavaşlamayı 17 Aralık ve paralel gibi hayali olgulara bağlamaya başlamıştı. Tüm bunlar Babacan’ın sık sık muhatap olduğu uluslararası piyasalarda imajının zedelenmesine sebep olmuştu.
Babacan Erdoğan için her şeyi yapmıştı ama her gerçek aşk gibi bu da karşılıksız bir aşktı. Babacan AKP’nin üç dönem limitine takıldı. Haziran’da AKP’den aday olamayacaktı. Erdoğan da onu ‘Ak Saray’da istemiyordu. Babacan Erdoğan için fazla beyaz Türk’tü.
Gelsin İç Güvenlik Paketi
Peki bunların ‘İç Güvenlik Paketi’yle ne alakası var?
Babacan ve Başçı gibi adamlar gidince ekonomi politikaları ekonomiden anlamayan insanların eline kalacak. Ekonomi bir bilimdir. Nasıl fizik kurallarını değiştiremezsiniz, ekonominin de değişmez kuralları vardır. Erdoğan istedi diye doların yükselişi durmaz. Erdoğan kürkredi diye büyüme artmaz.
Büyüme artmayınca, istihdam yaratılamaz. İstihdam yaratılmazsa işsizlik artar. Artan işsizlik, genç nüfus, artan gıda fiyatları… Alta alta topluyorsunuz ortaya kaos çıkıyor.
Kaosu önlemenin yolu nedir? ‘İç Güvenlik Paketi.’
Babacan gibilerin mecburi istifası ülkeyi krize bir adım daha yaklaştırıyor. Muhalefet seviniyor kriz olacak, iktidar çökecek diye. Ama medyamız sağolsun kriz gelse de haberimiz olmuyor, olsa da gıkımızı çıkaramıyoruz.
Çünkü bu hafta itibarıyle, Yeniçeriler (polisler) isyan etmediği sürece Beştepe’de Lale Devri devam eder.