Onur Yaser Can davası: Mahkeme işkenceyi görmedi, polislere ödül gibi ceza

CANAN COŞKUN 

canancoskun@diken.com.tr

@canancoskun

Narkotik polisi tarafından Haziran 2010’da gözaltına alındıktan sonra çıplak arama, işkence ve tehdide maruz kalarak intihara sürüklenen Onur Yaser Can davasında mahkeme hükmünü açıkladı.

Mahkeme, tutuksuz olarak yargılanan dört polise ‘resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek’ suçundan altı yıl hapis cezası verdi. İşkenceyle ilgili polisler hakkında suç duyurusunda bulunmayan ve hüküm kurmayan heyet, topu başsavcılığa attı.

Fotoğraf: Arşiv

Mahkeme, Hakan Aydın, Muhammet Ongun, Onur Ülker ve Yunus Başay hakkında ‘resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek’ suçundan ayrı ayrı altı yıl hapisle cezalandırılmasına karar verdi. Mahkeme, bu sanıklar hakkında Fatih başsavcılığının 2010’da ‘resmi belgede sahtecilik’ suçundan takipsizlik kararı verdiğini hatırlatarak bu suçtan hüküm kurulmamasına karar verdi. Sanıkların tek bir suç işleme kastıyla hareket ettiğini savunan heyet, suçlamanın zincirleme olmadığına hükmetti. Sanık bilirkişi Zafer Kökdemir’in ise beraatına karar verildi. 

Mahkeme, Ezgi Sevgi Can’la avukatlarının dile getirdiği ‘işkence’ suçlamasıyla ilgili olarak da takdirin İstanbul başsavcılığında olduğunu belirterek dosyayı savcılığa yolladı. 

İstanbul 41’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın beşinci duruşmasında yine hiçbir sanık polis mahkeme huzurunda değildi. İki sanık polis Hakan Aydın, Muhammet Ongun ve Onur Ülker başka şehirlerden Ses ve Görüntü Bilişimi Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katıldı. Onur Yaser Can’ın kardeşi Ezgi Sevgi Can ve avukatlarıysa salonda hazır bulundu.

Duruşmanın başında heyet başkanı Nursel Bedir, Ezgi Sevgi Can’a söz hakkı verdi. Can, şunları söyledi:

Bir çete gibi…’

*Yargılamanın başından beri size sunduğumuz tüm deliller, tanıklıklar ve kamera görüntüleri abim Onur Yaser Can’a karşı örgütlü bir şekilde, zincirleme olarak işlenen ve onu ölüme sürükleyen sahtecilik, resmi belgeyi bozma ve yok etme, işkence, eziyet, kötü muamele ve intihara sürükleme suçlarını açık bir şekilde ortaya koydu. Bu aşamada tüm bu suçlar, mahkemeniz huzurunda görmezden gelinemeyecek bir şekilde somutlaştı. Sanık polis ve amirlerinin müşterek halde Narkotik büronun içinde yapılanmış bir çete gibi abime karşı işledikleri bu suçlar sebebiyle ailemin uğradığı mağduriyet ve devamında yaşadığım kaybın büyüklüğü de ortada.

Onur Yaser Can davası
Çizimler: Nazım Dikbaş

‘Cezada indirime gitmeyin’

*Başta mahkemenizin savcı mütalaasıyla da sabit olan evrakta sahtecilik ve resmi belgeyi bozma ve yok etme suçlarıyla ilgili vereceği kararda, bu eylemlerin sonucu itibariyle bir ailenin tek tek yok edilmesine sebep olduğunu göz önünde bulundurarak bu suçlarla ilgili en üst sınırdan ceza vermesini ve birçok celse hazır bile bulunmayan ve yargılamayı ciddiye almayan ve son celsede delillendirdiğimiz gibi yalan beyan vererek adaleti yanıltan bu sanıklar hakkında herhangi bir ceza indirimine gitmemesini talep ediyorum. Bunu insan hakları mücadelesi olarak talep ediyorum.

‘Siz de tanık oldunuz’

*İkinci olarak ve daha da önemlisi mahkemenizin işkence ve intihara sürükleme ie ilgili sanık polis ve amirleri hakkında suç duyurusunda bulunmasını talep ediyorum, adalet ancak bu şekilde yerini bulacaktır. Ben bu konunun aydınlanması için katılan olarak üzerime düşen görevi yaptım, yurtdışından tanıkların gelip dinletilmesini sağladım, narkotik kamera görüntülerinin, bu görüntülere annem ve babam o acılı halleriyle saatlerce izleyerek ulaştılar, onların emeği de vardır bu delillerin ortaya çıkmasında, ve tüm diğer delillerin huzurunuzda sunulması için avukatlarımla birlikte çok yoğun bir uğraş verdik. Bu sanıkların bir suç ortaklığı içinde olduğunu ortaya koymuştur. Bu bile bahsettiğimiz suç duyurusunu yapmanız için yeterlidir. Siz bu tanıklıkları dinlediniz, bu delilleri gördünüz, kayda aldınız ve tüm bu yeni delillerle gelinen aşamada Onur Yaser’e karşı işkence ve intihara sürükleme suçları işlendiğine dair kuvvetli şüpheden de fazlasının bulunduğuna sizler de tanık oldunuz.

*Elimizde bu şüpheyi oluşturacak onlarca kanıt var. Öncelikle sorgu odası kamera kayıtları kasten yok edildi. Tanıkların istisnasız hepsi Onur Yaser’e yapılan çıplak aramayı, aşağılayıcı, onur kırıcı kötü muameleleri, fiziki takip ve tehdidi Onur Yaser’in ölümünden önce kendilerine anlattığını ifade etti. Bunu 10’a yakın tanık anlattı. Abimle aynı gün birkaç saat önce aynı polislerce yakalanan şahıs aynı şekilde birden fazla polisin bulunduğu odada çıplak aramaya maruz kaldığını, polislerin doktor kontrolü için kendisiyle birlikte odaya girdiklerini anlattı. Avukatı Candan Kaplan, Yaser’in öldüğü gün sanık Muhammed Ongun’un yani çıplak aramayı yapan sanıklardan Muhammed Ongun’un defalarca panikle kendisini aradığını ölüm sebebiyle ilgili ısrarla bilgi almaya çalıştığını, adli tıp numarasını istediğini belirtti. Hakan Aydın şubede kendi emriyle ince aramanın yapıldığını beyan etti.

’13 yıldır ağız birliğiyle kandırdılar’

*Son celsede size sunduğumuz kamera kayıtlarıyla bu sanıkların 13 yıldır ağız birliği yaparak yalan beyan verip adaleti kandırdıklarını ortaya çıkardık. Sadece bu ortak yalan beyan bile örgütlü şekilde işlenen başkaca suçların gizlendiğinin bir suç ortaklığının kanıtıdır. Ve bütün bunlar yapılan işkence ve kötü muamele ile ilgili mahkemenizin suç duyurusunda bulunması için yeterli şüphenin varlığına delildir.

‘Yükümlülüğünüzü yerine getirmenizi istiyorum’

*Ben zaten sizden işkence ve intihara sürükleme suçlarıyla ilgili bir yargılama yapmanızı ya da hükümde bulunmanızı da istemiyorum. Tüm ailesini bu sanıkların bu suçları yüzünden kaybetmiş biri olarak talebim, etkin soruşturma yükümlülüğünüzü yerine getirerek, yani görevinizin gereğini yaparak sanıkların bu eylemleri hakkında suç duyurusunda bulunmanız ve bu konunun araştırılmasını bir mahkeme olarak sağlamanızdır sadece. Annem, babam ve ben zaten 13 yıldır bu konuyla ilgili suç duyurusunda bulunduk, ancak mahkeme olarak bu talebin sizden gelmesi takdir edersiniz ki çok farklı sonuçlar doğuracaktır ve adalete daha fazla yaklaşmamızı sağlayacaktır.

‘İşkenceyi perdelemek için’

Daha sonra söz alan avukat Mehmet Ümit Erdem de, kamu görevlilerinin düzenlediği sahte belgelerle Yaser Car hakkında dava açıldığını hatırlattı ve bu nedenle Türk Ceza Kanunu’nun 204’üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre cezada artırım yapılması gerektiğini belirtti. Avukat Erdem, polislerin kendilerine yöneltilen ‘resmi evrakta sahtecilik’ suçunu işkence ve eziyet suçlarını perdelemek için işlediklerini de aktararak, polislere ‘iyi hal indirimi’ de yapılmaması talep etti.

Avukat Tuğçe Duygu Köksal da, mahkemenin psikolojik işkenceyi ve kötü muameleyi biliyor olmasından dolayı polisler hakkında bu suçlamayla suç duyurusunda bulunması gerektiğini söyledi.

Sanıkların savunmaları

Ezgi Sevgi Can ve avukatlarının konuşmalarından sonra sanıkların savunmasına geçildi. Fethullahçı yapıya üye olduğu gerekçesiyle meslekten ihraç edilen sanık polis Hakan Aydın şunları söyledi:

“Soruşturmanın başından beri suçlama evrakta sahtecilikti. İşkenceyle ilgili sorulara dava konusu olmaması nedeniyle yanıt vermedim. Ortada yeni bir delil olmadan ağzımız aranarak bir şey bulunur gayretiyle soru soruldu. Mahkemenin huzurunda beni etkisiz hale getirmeye çalıştılar. Benim diğer memurlara talimat verme yetkim yoktur. Biz uyuşturucu satıcılarını takip ediyoruz. Onur Yaser Can da bu kişilerden uyuşturucu almıştır. Asıl görevim dinleme yapmaktır. Onur Yaser Can’a muhbirlik teklif ettiğimiz iddiası var. Yaser Can zaten başka birinin aracılığıyla uyuşturucu alıyor. Muhbirlik o alemi bilen kişilere teklif edilir.”

Suç duyurusundan muzdaripmiş

Sanık Onur Ülker de yargılamanın usulsüz olduğunu iddia etti. Ülker, gözaltı evraklarında değişiklik yapıldığıyla ilgili bir belge olmadığını öne sürerek, “Sürekli hakkımızda suç duyurusunda bulunulmasından dolayı çok muzdaribim” dedi. Sanık polis Muhammet Ongun da, gözaltı evraklarının değiştirildiğiyle ilgili bir rapor olmadığını ve Yaser Can’ın geride bıraktığı notunda da bununla ilgili bir beyan olmadığı belirtti ve beraatını istedi. Sanıkların avukatlarının da mahkeme heyeti sanıklara son sözünü sordu. Sanıklar beraatını talep etti.

Mahkemenin kararı

Mahkeme, Hakan Aydın, Muhammet Ongun, Onur Ülker ve Yunus Başay hakkında ‘resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek’ suçundan ayrı ayrı altı yıl hapisle cezalandırılmasına karar verdi. Mahkeme, bu sanıklar hakkında Fatih başsavcılığının 2010’da ‘resmi belgede sahtecilik’ suçundan takipsizlik kararı verdiğini hatırlatarak bu suçtan hüküm kurulmamasına karar verdi. Sanıkların tek bir suç işleme kastıyla hareket ettiğini savunan heyet, suçlamanın zincirleme olmadığına hükmetti. Sanık bilirkişi Zafer Kökdemir’in ise beraatına karar verildi. 

İşkence suçlamasıyla ilgili top savcılıkta

Mahkeme, Ezgi Sevgi Can’la avukatlarının dile getirdiği ‘işkence’ suçlamasıyla ilgili de takdirin İstanbul başsavcılığında olduğunu belirtip dosyayı savcılığa yolladı. Onur Yaser Can’ın kardeşi Ezgi Sevgi Can, karara tepkisini “Adaletiniz batsın” diyerek gösterdi.

Ne olmuştu?

1982 doğumlu Onur Yaser Can, 2 Haziran 2010’da, narkotik polisi tarafından gözaltına alındı. İfadesi alınırken ne ailesine ne de avukata haber verildi. 

İfade tutanakları da imzalatılmayan Onur Yaser Can, doktor muayenesine götürüldüğünde polisler onu doktorla yalnız bırakmadı. Serbest bırakıldıktan bir gün sonra yeniden emniyete çağrıldı. Polisler, daha önce düzenlenen ifade tutanakları iptal etti ve Can’ın aleyhinde ifadeler içeren yeni ifade ve tutanaklar imzalattı.

Can, ifadeleri alabilmek için avukatla birlike başvuruda bulunduysa da emniyet bu talebe olumlu yanıt vermedi. İmzası eksik olduğu gerekçesiyle emniyete tekrar çağrıldı. Emniyete gitmesi gereken günün akşamı yaşamına son verdi. 

Onur Yaser Can, mektubunda çırılçıplak soyularak dövüldüğünü, kendisine polise yalvaran gençlerin sesleri dinletilerek muhbirlik yapmasının istendiğini anlatıyordu.

Can’ın ölümünden sonra anne Hatice Can da 2014’te oğlu gibi yaşamına son verdi, baba Mevlüt Can da sağlık sorunları sebebiyle 2019’da yaşamını yitirdi. Aileden geriye yalnızca Onur Yaser Can’ın kardeşi Ezgi Sevgi Can kaldı.

Onur Yaser Can’ı intihara sürükleyen olay nedeniyle iki polis hakkında takipsizlik kararı verilmişti. İki polisin yalnızca resmi belgede sahtecilikten altı yıl beş ay hapsine hükmedilmişti.

Mahkeme, bu kararla birlikte, işkence evrakını değiştiren beş polisle ilgili suç duyurusunda bulunmuşsa da valilik polislerin soruşturulmasına izin vermemişti. Can ailesinin avukatının karara itiraz etmesi üzerine istinaf mahkemesi talebi kabul etti ve 11 yıl sonra polislerin yargılanmasının yolunu açtı. 

İstanbul başsavcılığı da, Can’ın gözaltına alınması sırasında görev yapan, ölümünün ardından belgeleri değiştiren dört polis ve bu konudaki belgeleri yok etmekle suçlanan bilirkişi hakkında iddianame düzenledi. İddianamede, şüpheli polislerin Onur Yaser Can’ın gözaltına alınması ve salıverilmesi ile ilgili belgelerde değişiklik yaptıklarının saptandığı, bilirkişinin de imaj kayıtlarını yok ederek aynı suçu işlediği belirtildi.

Dört polis ve bir bilirkişinin ‘kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği’, ‘resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme’ suçlarından cezalandırılması talep edilimişti.

Davanın üçüncü duruşmasında mahkeme, Can ailesi avukatlarının yaptığı ‘işkenceye suç duyurusu’ talebini reddetmişti. Dördüncü duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, polislerin ‘kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği’ ve ‘resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme’ suçlarından cezalandırılmasını talep etmişti.

13 yıllık adalet mücadelesi: Onur Yaser Can davasında hükmün açıklaması bekleniyor

Onur Yaser Can davası: Sanık polislerin yeni görüntüleri dosyada

Onur Yaser Can davası ertelendi, işkenceye suç duyurusu talebi reddedildi

Onur Yaser Can davasında polislerden bildik savunma: Hatırlamıyorum

Onur Yaser Can davası ve ‘bir tek şey için olsun harekete geçmenin’ mucizesi