Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olursa, Millet İttifakı yeni hükümeti kurabilirse faizleri yükselterek enflasyonu kontrol altına alarak piyasalara güven vermeyi, dış kaynak bulmayı amaçlıyor. Böylece ekonomide bir toparlanmanın başlayacağını düşünüyor. Ana akım ekonomistleri de bu yaklaşımın arkasındaki modeli tek seçenek olarak görüyorlar.
Ne yazık ki yanılıyorlar. Türkiye ekonomisi, görece piyasa kurallarına, hukuk düzenine göre işlediği dönemlerde, devresel olarak patlak veren, ödemeler dengesi/borç krizlerinden birini yaşıyor olsaydı, belki haklı olabilirlerdi. Bugün karşımızda son 20 yılda, bir mutasyona uğrayarak, önemli ölçüde piyasa kurallarının, hukuk düzeninin dışına çıkmış bir ekonomi, verimliliğini, göreli bağımsızlığını, rasyonel karar alma, uygulama becerisini, hatta ekonomide gerçek durumu gösteren verileri üretme kapasitesini kaybetmiş, lider-parti-hareket üçlüsünün siyasi-finansal aparatına dönüşmüş bir bürokrasi var.