HDP oylarının ne kadarı Kılıçdaroğlu’na gider, kuvvetle muhtemel önemli bir çoğunluğu. Bu durumu “ne ittifakız ne değiliz” kıvamında tutma çabaları artık geride kaldı. Ancak meselenin sadece seçimde verilecek bir destekten ibaret olmayacağını herkes biliyor.
Buradaki kastım, “Kılıçdaroğlu bu destek karşılığında HDP’ye şu ya da bu vaadi vermiştir” filan değil. HDP’nin siyasi ajandası bu şekilde işlemiyor ve böyle talep zincirleriyle hareket etmiyor.
HDP, etrafına topladığı ya da yanına aldığı yeni ittifaklarla, neredeyse hiç tartışmadığımız bir role/siyasete ve dolayısıyla da dönüştürücü güç olmaya kendisini hazırlıyor.
Bunu tartışmak ve biraz daha açmak ister miyim, açıkçası hayır. Bugün HDP’nin ve onun temsil ettiği çizginin karşısında olanların da; ona belli alanlar açanların da böyle bir gündemi olduğunu göremiyorum. Yanında olmak ya da çatışmak dışında seçenek bilmeyenlerden bunu beklemek zaten garip olurdu.
14 Mayıs’a dair en büyük merakımız seçimleri kimin kazanacağı. Bunu kimse yadırgayamaz. Ancak muhtemel senaryolarla birlikte bizi nasıl bir dönemin beklediğine kafa yormak galiba beyhude bir beklenti.