Mehmet Ocaktan: Dindarları rencide eden böyle bir dönemi yaşamadım

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

En sonunda bir de seccade meselemiz oldu… Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu sehven bir seccadenin üzerine bastı diye akıllara ziyan bir tartışma başladı. Kılıçdaroğlu özür dileyip çok üzgün olduğunu net bir şekilde ifade etmesine rağmen, öylesine hakkaniyetsiz bir tartışma yaşanıyor ki doğrusu bu hali tanımlamakta güçlük çekiyorum, kelimenin tam anlamıyla siyasi bir vicdansızlık… Hele de hayatında cami ve seccade ile uzaktan yakından bir ilgisi olmamış ‘yolda bulunan’ iktidar kalemlerinin millete “İslamsız” din satma hokkabazlıklarını görünce çıldırmamak elde değil.

Muhtemelen AK Parti bu seccade meselesinin siyaseten iyi bir getiri sağlayacağını düşünmüş olmalı ki olayı din eksenine taşıyarak Türkiye’nin bugüne kadar hiç yaşamadığı bir din pazarlamacılığı dönemi yaşatıyor. Ve o kadar çaresiz durumda olmalılar ki sonunda, dinin esasları arasında yer almayan seccadeyi bile kutsallaştırarak acımasız bir din pazarlamacılığı yapıyor.

Özellikle orta okul yıllarımdan buyana dini hassasiyet çizgimi özenle korumaya çalışan birisi olarak, hayatımın hiçbir döneminde dindarları bu kadar rencide eden böyle bir siyasi vicdansızlık dönemi yaşamadım.

Siyasi tarihimizde fırtınalı yıllar yaşandı, partiler arasında gerilimli dönemler oldu ama bugünkü gibi siyaset dilinin ‘ihanet’ sınırına taşındığı bir dönem olmadı. Dahası, dini değerler siyasi hırs uğruna böylesine itibarsızlaştırılmadı.

Mehmet Ocaktan’ın yazısı