Medyanın toplumsal ve siyasal yaşamda giderek güç kazanması ile birlikte, medyada görünür olanların siyasal temsilcilikte birkaç adım öne geçtiği gerçeğini de sanırım yadsıyamayız. Sahada yürüttüğü mücadelelerle değil, ekranda görünme süresi ile paralel bir avantajlı olma hali bu. Onlarca kitap yazmış olabilirsiniz, ama gününüzü ekrandaki tartışma programlarında geçirmiyorsanız, haber bültenlerinde boy göstermiyorsanız bilginizin çok da kıymeti olmadığı bir çağdayız. Böyle bir çağ şüphesiz milletvekili listelerini de şekillendiriyor. Herkes ‘büyümek’, büyüyünce de milletvekili olmak istiyor. Zira, temsil bahane bireysel çıkarlar şahane! Aslında çıkarlar sadece bireysel de değil, sağlık hizmetlerinden diplomatik pasaporta birçok ayrıcalıktan milletvekillerinin aile bireyleri de yararlanıyor. Üstelik sunduğu konfor da ömür boyu…
Böyle bir sistemde seçmenle siyasal temsilcisi arasındaki bağ hızla kopuyor, kopmaya mahkum. Bilmem kaç bin avroluk saati takabilen, emeklilik yaşının yükseltilmesine karşı çıkan, alım gücü giderek düşen seçmenin halinden anlamıyor. Sağlık hakkına ayrıcalıklı bir biçimde erişen, doktor randevusu almak için aylarca beklemek zorunda olan seçmenini görmüyor, duymuyor. Liste çok uzun.